KADINLARIMIZ: ANALARIMIZ, BACILARIMIZ, YAVUKLULARIMIZ...


Hüseyin Deniz

Hüseyin Deniz

Okunma 15 Mart 2017, 08:59

               

               KADINLARIMIZ: ANALARIMIZ, BACILARIMIZ, YAVUKLULARIMIZ…

               9 Mart Perşembe günü İbrahim Bilgenoğlu Hoca’nın hazırlayıp Kumluca ADD Türk Halk Müziği Topluluğu ile birlikte sunduğu “KURTULUŞ SAVAŞIMIZIN KADIN KAHRAMANLARI” adlı bir program izledik.

               Program bir buçuk saat sürdü. Kadınlarımızın Kurtuluş Savaşı’nda gösterdiği destansı kahramanlıkları araya türküler de yerleştirerek anlatmış İbrahim Hocamız. Anlatılanları bir ekrana yansıttığı resimlerle de örtüştürmüş. Bu resimler farklı kaynaklardan derlenmiş. Bence hoca o dönemi anlatan birçok kitap ve dergi okumuş.

               Bir konuyu anlatmak için kullanılan ölçü şudur: Karşınızdaki bir biliyorsa siz beş, on, yüz bileceksiniz ki iyi anlatabilesiniz. Karşınızdaki gazete okumuşsa siz o konuda dergiler karıştıracaksınız. Karşınızdaki dergi okumuşsa siz kitaplar okuyacak, karşınızdakiler kitap okumuşsa siz kitaplıklarda sabahlayacaksınız. Hocamız da bunu bilen bir kişi olarak kitaplar karıştırmış ve bize Kurtuluş Savaşı döneminde kadınlarımızın yaşadıklarından birçok görüntü seçip getirmiş.

               Kadın bozkırda serazat biçimde yaşarken de kentlerde evleri çekip çevirirken de hayatımızın yarısı. Onu yok saymak, aklı kısa sanmak, dövülebilecek sövülebilecek bir varlık olarak görmek erkek için ne büyük bir zillet. Hayatımızı güzelleştiren, bütün ömrümüzü birlikte geçirmek istediğimiz bu varlığa el kaldırmak, hangi sebeple olursa olsun onu itip kakmak, “Ben insanım” diyen kişinin yapacağı bir şey değildir. Hayvan yapar mı? diye sorarsanız, ben görmedim. Doğada eşini değil öldüren, ona eziyet eden hayvan türü bile yoktur.

               Ama bizde bazen din, bazen namus, bazen gelenekler adına kadına her türlü eziyeti, hatta ölümü bile reva görenler var. Onlar kadını eve kapatırlar, üstüne kuma getirirler, hastalıkla, sosyal ve psikolojik sorunlarıyla baş başa bırakırlar. Olmadı döverler, söverler, öldürürler.

               Türk toplumunda kadın her zaman erkeğinin yanı başında olmuştur. Tarlada bahçede, dağda taşta, düğünde bayramda, halayda horonda hep yan yana, hep omuz omuza.

               Son zamanda bazı türediler kadının duygusal bir varlık olduğundan dem vurup onun önemli işlerde görev üstlenemeyeceğini dile getirmeye başladılar. Bunlar kadının daha kolay kandırılabileceğini de söylüyorlar. Ben öyle kadınlar tanıyorum ki erkeklerden daha akıllı, daha sabırlı, daha dürüst ve ilkeli. Yani erkekten bin kat daha erdemli. Ben öyle kadın hikayeleri bilirim ki ömrünü erkeğine, çocuklarına, evine ve işine vakfetmiş. Vatan ve millet sevgisine, bu değerler için fedakarlık etmeye gelince de hiç kimse kadınlarımızın eline su dökemez. Tüm kadınlarımız ana olarak, eş olarak, yavuklu olarak, bacı olarak cephede savaşan Mehmetlerin ardında bir dağ gibi dikilirler. Dün de dikilmişlerdi, bugün de dikiliyorlar, yarın da dikileceklerdir.

               Atatürk Türk kadınının toplum içinde layık olduğu yere getirilmesi için birçok düzenleme yaptı. Medeni Kanun ile birlikte seçme ve seçilme özgürlüğü ile ilgili yasal düzenlemeler, Tevhid-i Tedrisat yasası ile birlikte “Türk milletinin kaybedilecek bir tek ferdinin bile olmadığı” düşüncesi, buna bağlı olarak kızları da okutmak gerektiği düşüncesi, bize Atatürk’ten mirastır. Yazık ki Atatürk’ün erken vefat etmesi yüzünden kadınımızı yücelten düşünceler zihinlerde yerleşmemiş, son zamanlarda da daha geri gitmeye başlamıştır.

               21. Yüzyılın eşiğinde köylerde kız çocuklarını okutmak istemeyen, erkenden evlendiren, başlık alan anne babalar vardı. Tek bir ferdini bile feda edemeyecek olan Türk milletinin sırf bu geri kafalar yüzünden ne kadar bilim ve sanat kadını ziyan oldu. “bir erkeği eğitirseniz bir bireyi, bir kadını eğitirseniz bir aileyi eğitmiş olursunuz” diyen kişi çok haklıdır. Biz 21. Yüzyılda bile kadın eğitiminde, istihdamında ayak sürüdüğümüz için başımız dertten kurtulmuyor olabilir mi sizce?    

               Biz Bilgenoğlu Hocamızın programında bunları bir kez daha düşündük. Düşündük ve cennetin sadece anaların değil, bütün kadınların ayağı altında olduğuna bir kez daha iman ettik. Bilgenoğlu Türk kadınlarının erdemler hazinesinden küçücük bir bölüm gösterdi bize. Kadınları ölmeden mezara gömmek isteyenlere lanet olsun! Kadınlara kalkan eller kırılsın!  Kadınları küçümseyen ya da yok sayan kafalar kopsun!

               Kadın eli değmeyen bir iş, yeterince güzel yapılmamıştır.

               SOMSÖZ: DÜNYAYI GÜZELLEŞTİRENLER, KADINLARDIR.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.