Vatikan’ın Sakladığı Gerçek “Kadın Papa Joan”

Latince bir kelime olan Papa, İsa’dan sonra 4. yüzyıldan beri Katolik Hristiyanların dini liderini tanımlamak için kullanılır. Katolik kilisesi, İsa peygamberin papalık görevini verdiği Aziz Petrus’tan sonra papalığı ve Vatikan’ı, Katolik hristiyanların en yüce makamı olarak kabul eder ve tanrısal bir kurum olduğunu öne sürer.Vatikan’da Kardinaller tarafından seçilen papanın mutlak surette erkek olması,hiç evlenmemiş, çocuk sahibi olmamış, bekâret yemini etmiş ve kadınlarla hiçbir şekilde ilişki kurmamış, ömürlerini dünya nimetlerinden ve zevk-ü sefadan uzak olarak geçirmiş olması gereklidir.2000 yıllık Papalar tarihi son derece enteresan olaylarla doludur. Tarih boyunca dini kullanarak büyük bir siyasi güç ve zenginlik elde eden papalar, dini liderliklerinin yanı sıra siyasetle de uğraşmış, Hristiyan devletler üzerinde egemenlik kurmaktan geri durmamışlardır. Özellikle başlattıkları Haçlı Seferleri ve Engizisyon Mahkemeleri ile yüzyıllarca terör estirmişler, bilimi engellemişler, ve “tanrının kirini yıkamak haramdır” diyebilecek kadar büyük bir dini güç elde etmişlerdir. Ama bu devasa güce sahip papalık kurumunun tarihindeki belki de en ilginç olayı, Vatikan’ın yüzkarası olarak görülen ve varlığı tarihten silinmeye çalışılan ‘kadın papa’ Joan olayıdır.

papa joan ile ilgili görsel sonucu

Katolik Kilisesi’ni yüzyıllardır rahatsız eden bu hikayenin baş kahramanı Joan, 9. Yüzyılın başlarında Almanya’da yaşayan dindar bir ailenin yanında evlatlık olarak büyüyen bir İngiliz kızıydı. Yakınları, onu “Gilberta” ya da “Jutta” diye de çağırıyorlardı. Oldukça zeki bir kız olan Joan, piskopos üvey babası tarafından şiddete maruz kalmış, diğer kardeşlerinin aksine okuma yazma öğrenmesine izin verilmemiştir. Gizli gizli babasını dinleyerek kendi kendine okuma yazma öğrenen Joan, kadın olmasının kendisine dezavantaj yarattığını düşünür ve 12 yaşına geldiğinde erkek elbiseleri giymeye başlar. Daha sonraki yıllarda Joan Hristiyan misyonerlere katılmış onlarla beraber gittiği Atina’da din ve felsefe öğrenmişti.

Zamanla ilahiyat konusunda dönemin hemen bütün hristiyan kaynaklarına ve sözlü anlatımlarına vakıf olur, ama Atinalı hristiyanların gözünde önem kazanan sakal bırakma adeti onu bu kentten ayrılıp sakalın traş edildiği Roma’ya gitmeye zorlar. Roma’da kendini John Anglicus ismiyle, erkek ve doktor olarak tanıtan Joan, Benedictine Manastırına girer.

Bilgisi ile kısa sürede içinde rahip ve kardinallerin de bulunduğu geniş bir çevre edinir. Hepsi onu dönemin en gözde din bilginleri arasında kabul ediyorlardı. Bundan dolayı Papa IV. Leon’un sağlığı bozulmaya başlayınca kardinaller, papalığa en layık kişi olarak onun adını dillendirmeye başlarlar. 853 senesinde Papa Leon ölünce yerine kilise dışından bir kişi olmasına rağmen, Joan seçilir ve 8.Joan adıyla göreve başlar.Papa Joan 2 sene 5 ay 4 gün boyunca Papalık tahtında oturmuştur.

papa joan ile ilgili görsel sonucu

Halkın sorunlarıyla yakından ilgilenen ve fırsat buldukça aralarında dolaşan Joan, papalık konusunda en yakın rakibi tarafından sürekli tuzaklara çekilmekte olmasına rağmen onu azletmemiş, bir soylu olmasından daha önemli olan şeyin insan olmak gerektiğini vurgulayarak görevine güvenle devam etmiştir.
Vatikan, Joan’ın unutulması için elinden geleni yaptı fakat bazı kilise mensuplarının olayı tarihlere kaydetmelerine bir türlü engel olamadı. Joan’ın macerasını, önce 11.yy da yaşayan Martinus Scotus adında bir rahip yazdı. Martinus’u 12.yy kilise tarihçisi Gemiorslu Siegebert takip etti, ondan bir yüzyıl sonra yaşamış olan tarihçi Martinus Polonus da ”Papaların ve İmparatorların Tarihi” isimli eserinde olayın bütün ayrıntılarını anlattı.

papa joan ile ilgili görsel sonucu papa joan ile ilgili görsel sonucu

Vatikan’da yaşanan işte bu Joan olayından sonra 1200 yıldır papa seçimlerinde cinsiyet kontrolünün yapıldığı rivayet edilir. Aynı hatayı bir daha yapmamak için yeni papanın cinsiyeti konusunda kendilerini garantiye almak isteyen kardinaller “sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer” misâli testis muayenesi âdetini getirmişlerdir ; Papalık seçimi sonrasında papa adayı bol dökümlü resmi kıyafetinin altına bir şey giymeden ‘sedia stercoraria’ diye anılan ortası delik bir koltuğa oturur ve kardinaller tarafından koltuğun altındaki oyuktan papa adayının cinsel bölgesi tek tek elle yoklanarak yeni papanın kadın değil,erkek olduğundan böylece emin olurlar. Ayrıca günümüzde hala Papaların onursal yürüşü sırasında eski arka kapı olarak adlandırlan yerin önünden geçilmemekte , bunun nedenin ise olaya duyulan nefret ve kinden dolayı olduğu düşünülmektedir. Papa Joan , kadın olduğunun ortaya çıkmasının ardından meydanda doğum yaparken öfkeli halk tarafından taşlanmış, eti lime lime doğranarak hayvanlara yem edilmiştir. Kilise bugün bu olayı hala yalanlamaya devam etmekte, ancak 8.John’un öldürüldüğü yere mermerden bir anıt bile yapılmıştı. Bu mermer 16. Yüzyılda Joan’dan geriye hiçbir iz kalmaması için kırdırılmıştır.  Ancak Joan’dan 17 yıl sonra papa olan ve John isminde olan Papa 9. John, Joan’ın adının çıkarılmasının ardından sıralamada bir boşluk oluşturacağı için 8. John adını kullanmaya mecbur kalmıştır. Böylece kilise Joan’ı tarihten sildiğini düşünmüş, ama yaptıklarıyla onu ve adını daha da yüceltmiştir.

papa joan ile ilgili görsel sonucu

Düşünsenize, kızların okutulmasının dahi yasak olduğu bir ortaçağ avrupasında bir kadın bilgisiyle herkesi alt ediyor, hatta papalığa dahi layık görülüyor. Joan’ın hatırasına 2009 yılında “Pope Joan” isminde bir film çekilmiş, kilisenin tüm uyarılarına rağmen Berlin’de gösterime girmiş ve oldukça büyük bir ilgi görmüştür. Dünya Kadınlar Gününüz Kutlu Olsun sevgili okuyucularımız.

Emre YÜKSELEN

Galatasaray Üniversitesi

PhD ResearchStudent
 

YORUM EKLE

banner695