Trafik dilinde” durmak” park etmek, “duraklamak” ise yolcu veya yük indirmek amacıyla kısa süre durmak demektir. Trafiğin her kuralı, askerlikte olduğu gibi kanla yazılmıştır. Birini ıskaladınız mı ya insana, ya yola, ya da araçlara zarar verirsiniz. Birisi, “Köşeye park edilen aracın derdi bitmez” gibi bir şey yazdırmıştı arabasına. Doğrudur. Aracı biçimsiz park ederseniz ya trafiği tıkar ya da hasara uğrar. Hepimiz bu türden sıkıntılar yaşamışızdır. Birgün Antalya’da arabamı hiç açılmayacakmış gibi duran bir dükkanın kapısının önüne duraklattım. Arabamın zerinde telefonum yazılı. Biraz uzaklaştım mı bilmem bir telefon: “Abi arabanı çek, biz dükkandan mal alacağız.” İster istemez dönüp çektim arabayı. Ya uzakta olsaydım?... Ya aracımın üzerinde telefonum yazılı olmasaydı?... Adam arabamı çizse, bir yerini göçürse ya da iki lastiğini indirse haksız mı?... Ben yüzde yüz haksız değil miyim?
Ben bizde durmanın ve duraklamanın ciddiye alınmadığını, herkesin her yere park edebildiğini, her yerde indir bindir yaptığını, bu yüzden de trafiğin bir arapsaçına döndüğünü düşünüyorum. İşin vahim yanı bu işle görevli kişilerin bile bu kuralları önemsemediğini görüyor ve neden bir üçüncü dünya ülkesi olduğumuzu anlıyorum. Resmi araçların bile rastgele park edildiğini, bu yüzden en büyük, en çağdaş kentlerin bile sıkıntılı olduğunu biliyorum. Halbuki sorumluların küçük bir gayreti ile bu keşmekeşin biteceğini sanıyorum. Bizde sorumlular, sorumlu değil, sorunlu.
Durmak ve duraklamak ile ilgili kurallara uyulsa bile kent trafiği epeyce rahatlayacak. Ama vatandaş bilgisiz, bilgililer terbiyesiz, yetkililer sorumsuz, siyasiler korkak olunca sıkıntı büyüyor. Zaman zaman ilçe trafik komisyonu toplanırmış. Bu komisyonda trafik sorunları görüşülür ve karara bağlanırmış. Gene bu komisyonda ulaştırma hizmetlerinin karşılaştığı sıkıntılar hiç sorulmazmış bile. Düşünebiliyor musunuz, şu kadar şehirler arası, şu kadar ilçeler arası, o kadar da Kumluca-Mavikent-Beykonak arası sefer yapan araçların temsilcisine kulak tıkanıyor. Bitmedi. Kent içinde yolcu taşıyanlar, öğrenci servisleri, büyük firmaların servis araçları... Bunlar durma ve duraklama ile ilgili kuralları ciddiye alsalar bile trafik rahatlar.
Trafik kentlerde hava, su, yemek kadar hayatidir. Bir kuralı ihlal etmek zarara uğramak, sakat kalmak, hatta ölmekle sonuçlanabilir. Kural ihlalini sizin yapmanıza da gerek yok. Kaldırımda yürürken biri gelir bindirir. Sakat bırakır. Şikayetçi olursunuz, o da sizden şikayetçi olur. Hakim size “kardeşim der, trafiğe çıktın mı zaten yarı yarıya suçlusun.”
Bu ülkede terbiyesizlerle kimse mücadele edemez. İyisi mi biz bir yerlerden başlayıp gözümüzü kollayalım. Çünkü zaman kötü.
Ama... Kime söylüyoruz? Anamızı seven kadı...
SOMSÖZ: CENNETİ CEHENNEME ÇEVİRMEKTE ÜSTÜMÜZE YOKTUR.
18 Haziran 2026