ARAMAK

Abone Ol

Arayan, bulur. ATASÖZÜ

Dünden bugüne insanlık çok güzel şeyler üretmiştir. Güzel heykeller, resimler, besteler, binalar yapılmış, çok güzel kitaplar yazılmış. Güzel parklar bahçeler kurulmuş, güzel fotoğraflar çekilmiş… Hayat sürüyor. İnsanlar üretmeye devam ediyor. Dans ediyor, çalgı çalıyor, yemekler yapıyor, saç tasarlıyor, giyiniyor giyindiriyor…

İnsan bir süre sonra bunların farkına varamaz oluyor. Hatta farkına varmak onun için bir yük haline geliyor. Tutucu kişiler kendi bunkerlerinde gençliklerinde edindikleri meraklara sığınıp yeniliklere karşı ilgisiz oluyor. Birçok okumuş yazmış kişi üniversiteye kadar edindikleri bilgilerle yetinip kitaba elini sürmüyor. Yeni şeyler görmemek, yeni şeyler öğrenmemek için bin bir mazeret üretiyor.

Derler ki insan içindeki çocuğu öldürmemeli. Nasıl öldürmeyecek? Merakını sürekli diri tutarak. Her zaman çevresini kollayarak. Hiçbirşey değişmemiş olsa bile kendi bakış açısının değişebileceğini umarak.

Aramayı kamçılayan şey meraktır. Bazı kişiler her baktığı şeyden bir çıkar bekler. Bunun anlamı çıkarının olmadığı yerlerde merak lambasını kapatmaktır. Hâlbuki estetik doyum da bir kazançtır. Hem de en büyük kazanç. Güzel bir şarkı, güzel bir resim, güzel bir öykü, güzel bir yemek… Hatta bu tür doyumlar hissettirir insana insanlığını. Değilse domuz kısmı ot da yer, leş de. Onun için dikenle çiçeğin farkı yoktur. Yeter ki midesini doldursun.

Müzik kitaplığım türkü, şarkı, protest ezgiler ve hafif Türk müziğinden oluşuyor. Genelde radyo dinliyorum. Tabii TRT radyolarını. Ama radyo Kulesi diye internet üzerinden yayın yapan radyoların toplandığı bir ortam var. Orada farklı radyoları, farklı zevklere hitap eden müzik türlerini dinlemek mümkün. Ben de oradaki farklı radyoları dinleyip yeni ezgiler keşfediyorum.

Size de öneriyorum.

Yaylada yeni insanlar tanıyorum. Onları da bir kenara kaydediyor ve “Bugün çok kazançlıyım, falancayı tanıdım.” diyorum. İnternetten yazılar okuyor, “Vaay be! Diyorum, bu yazı güzel! Benim aklıma gelmeyen şeylerden söz etmiş. Yepyeni bir tat almış kadar seviniyorum. Karikatürlere bakıyorum. Mizah insan zekâsının zirvesidir. İster karikatür, ister duvar yazısı, ister fıkra… Zekice buluşlar hoşuma gidiyor. Bazen de tasarımlara göz atıyorum. Tasarımcı bir zekâ pet şişeden bile hayatı kolaylaştıran ve güzelleştiren birçok şey üretiyor. Camdan, ağaçtan, metalden, çakıl taşından bile güzellikler doğuyor. Çakıl taşı insanın zihin fabrikasının bir yanından girip öteki yanından bir mücevher olarak çıkıyor. Yaratıcılık biraz da budur.

İnsanımız, hele gençlerimiz ve çocuklarımız zamanlarını malayani şeylerle geçirmeye devam ediyor. Biz dünyada olanlara seyirci bile değiliz. Dünyanın her yerinde yeni şeyler arayan ve üreten, durmadan üreten insanlar var. Bu şartlarda biz nasıl geri kalmayız? Nasıl kafası, ruhu ve cebi dolu bir millet olabiliriz?

Bilmiyorum, bilemiyorum.

SOMSÖZ: BİLEN VARSA SÖYLESİN.

{ "vars": { "account": "G-D88DGY52YP" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }