DEĞERLİ UYKU

Abone Ol

Biz ilk okulda okurken bir çocuk öyküsü vardı: Padişah üç oğluna sorardı: Beni ne kadar seviyorsun? Büyük oğlu, “Seni en güzel yemekler kadar, canım kadar seviyorum” derdi. Ortanca oğlu, “Altın kadar, çiçekler kadar, en tatlı meyveler kadar seviyorum” diye cevap verirdi. Küçük oğlunun cevabı ise çok kısaydı: “Seni tuz kadar seviyorum baba!” Bu cevap padişahı kızdırır, küçük oğlunu sürgüne yollardı. Gittiği yerde padişah olan oğlu kendisine konuk olan babasına tuzsuz yemekler çıkartır, böylece padişah tuzun yemeği nasıl lezzetlendirdiğini fark ediverirdi. Tabii küçük oğlunun ne kadar haklı olduğunu da.

Şeker rahatsızlığım yüzünden uyku kalitem düştü. Şekerim yükselince uykumda kötü düşler görüyorum. Uyku artık benim için gençliğimdeki gibi dinlenme zamanı değil, didinme ve yorulma zamanı. Diyeceğim o ki uykular artık tatlı ve şifalı değil, zehirli.

Birçok insan zenginliği at, yat, kat olarak bilir. Yok öyle bir şey… Anlatırlar ki velinin biri padişahın huzuruna çıkar. Padişah ona en güzel şeyin ne olduğunu sorar. O da, “Rahatça yiyebilmek, rahatça çıkarabilmektir” der. Ömrü boyunca kabızlık çeken padişah buna bir kese altın verir.

Yatak reklamlarında kaliteli uyku için kendi yatakları öneriliyor. O reklamları izlerken benim aklıma “Aç katık istemez, uyku yastık istemez” sözü geliyor. Ve “Parayla en güzel yatağı alabilirsiniz, ama güzel bir uyku satın alamazsınız” sözü.

Eskiden bir taşın dibine kıvrılıp yattığım ve dinç uyandığım günleri hatırlıyorum. Ne döşek, ne yastık, ne battaniye… Bazıları benim eski zamanları aradığımı ve özlediğimi sanır. Değil. Uykunun bal olduğu sağlıklı zamanlarımı özlüyorum.

Ey Millet!

Sağlığınızın değerini bilin’ Uykunuzun değerini bilin! Yediğiniz şeylerden aldığınız lezzetin değerini bilin! Bunların değeri hiçbir şeyle ölçülemez!

Aman ha!...

{ "vars": { "account": "G-D88DGY52YP" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }