Siyasetin en tuhaf yanı, bazen gerçek gündemin tamamen dışına fırlayıp bir anda absürd tiyatroya dönüşmesidir. Son günlerde tam da bu yaşandı:
Devlet Bahçeli çıktı ve “Gerekirse İmralı’ya ben giderim” dedi.
Yanına da “üç arkadaş” alacakmış. Sanki ülkenin kaderi, bir grup gezisinin ruh hâline bağlıymış gibi.
Bu cümlenin siyasi bir ağırlığı olabilir. Ama asıl ağırlık milletin sırtında. Çünkü vatandaş ay sonunu zor getirirken, siyaset sahnesinden gelen en büyük çıkış, “Gitsem mi, gitmesem mi?” tartışması.
Bir Memleket Gündemi: Pahalılık Tavana Çıkmış, Biz Ada Muhabbeti Tartışıyoruz
Ülkede kira ateş olmuş, market rafları her hafta yenileniyor, gençlerin hayal kuracak mecali kalmamış…
Ama siyaset sahnesinde ana konu bir adaya gidilip gidilmeyeceği.
Ne kadar da “köklü” bir tartışma(!)
Bu ülkede vatandaş artık şunu soruyor:
“Arkadaş, bu ülkenin gerçek sorunları ne zaman konuşulacak?”
Siyasetin Gösteri Hali
Bahçeli’nin çıkışı aslında şunu söylüyor:
“Kimse gitmese de ben giderim.”
Peki niye?
Gerçek çözüm için mi? Yoksa siyasi kürsüden güç gösterisi yapmak için mi?
Bu ülkede siyaset son yıllarda öyle bir hâle geldi ki, lafın tonu gerçeğin yerini aldı.
Ekonomi mi? Lafla geçiştiriliyor.
Adalet mi? Lafla süsleniyor.
Toplumsal gerilim mi? Lafla alevleniyor.
Ve şimdi de sıra geldi “ada lafına”.
Halkın Derdi Başka, Siyasetin Gündemi Başka
Halk şunu görüyor:
Ekonomik kriz büyüyor.
Kurumlar zayıflıyor.
Siyaset hesap vermek yerine jest yapıyor.
Herkes sahnede rol kapma derdinde.
Bu tabloda Bahçeli’nin “İmralı’ya giderim” sözünün toplumda uyandırdığı hissiyat şu:
“Gidin de memlekete bir faydanız olsun, bari o sahnede bir sonuç çıkıyor mu görelim.”
Çünkü son yıllarda ne söylendiyse, çoğu ya ertelendi ya unutuldu ya da halkın sırtına yeni bir yük olarak döndü.
Asıl Mesaj Şu: Halk Artık Gösteri Siyasetinden Yoruldu
Bahçeli gider mi, gitmez mi?
O ziyaret olur mu, olmaz mı?
Bunun cevabını Ankara bilir.
Ama halkın cevabı net:
“Bu ülke artık söz değil, iş görmek istiyor.”
Ekonomi düzelmedikten, adalet güçlenmedikten, siyasi tansiyon düşmedikten sonra birinin “İmralı’ya giderim” demesi, sadece siyaset defterine yazılan bir gösteridir.
Topluma faydası yok, vatandaşa karşılığı yok, ülkeye çözümü yok.
Ve belki de mesele tam burada düğümleniyor:
Siyaset, gerçek sorunların yükünü taşımamak için sahneyi büyütüyor.
Son söz:
Memleketin ihtiyacı ada yolculukları değil, ayakları yere basan siyaset.
Gidilecek en mühim yer İmralı değil;
halkın hayatının gerçekliği...