İnternette sosyal sorumluluk, “Kazancın yanında toplum için de bir şeyler yapmak” olarak tanımlanıyor. Bunu daha çok kurumlara özel bir etkinlik olarak düşünüyor internette yazan kardeşim. Devletin de sosyal devlet anlayışıyla yeniden yapılanması sayesinde bu tür projeler öne çıkmaktadır.
Peki kişiler? Kişilerin böyle bir görevi yok mu?
Bence var.
Gelenekte sosyal sorumluluğu hem kişiler hem de vakıflar üstlenirdi. Kişilerin sorumluluğu onların ölümü ile biterdi. Ama vakıflar o projeleri sonsuza dek sürdürebilirlerdi. Nitekim Osmanlı’da vakıfçılık çok yaygınlaşmıştır. Bir devlet görevlisinin ölümü ile malına devlet tarafından el konuyordu. Ancak bir vakıf kurarsa malından hem toplum hem de çocukları yararlanabiliyordu. Bu durum Osmanlı düzeninde vakıfçılığı teşvik etmiştir.
Cumhuriyet döneminde Belediyeler aşevlerinde yoksullara yemek dağıtmaktadır. Kaymakamlık yoksul ve yaşlı kadınlara ev yaptırmaktadır. Hükümetin Sosyal Dayanışma Vakfı bir yerleşim yerindeki ihtiyaç sahiplerini tespit emekte ve yardım yapmaktadır.
Kurumların sosyal sorumluluk projeleri hem kalıcı bir şeydir hem de etraflıca düşünülüp kurgulanması gereken bir şey. Bunu reklamlarda görüyoruz, büyük petrol zincirleri, AVM’ler, bankalar, önemli markalar sosyal sorumluluk projeleri yapmakta ve sürdürmektedir. Koç ve Sabancı vakıfları öğrenci yurtları açmakta ve öğrencilere burs vermektedir.
Örgütlü toplumlarda dernekler üyelerinden topladıkları ödentilerle ve onların himmeti ile bir şeyler yapmaya çalışmaktadır. Bu bir çeşit yardım edebilecek olanla yardıma ihtiyacı olanı bir araya getirmektir. Hayır işidir. Ama bizde toplum işin yeterince bilincinde olmadığı için derneklerin içi boştur. Yani bir derneğe üye olanlar öylesine üye olur ve derneğin çalışmalarına pek katılmazlar. Dernek aylık ödentileri bile zor toplar.
Sosyal sorumluluk projesinin öteki adı hayırda yarışmaktır. Hayrın ise ölçüsü tartısı yoktur. Yemek, insanın en temel ihtiyacı olduğu için yemek vermek en önemli hayır sayılır. Zaten çevremizde verilen asker yemeği, düğün yemeği, cenaze yemekleri gibi yemekler ölenin hayrına verilen yemeklerdir.
Bazı kişiler hayvanlara hayır yapmaktadır. Özellikle kışın yiyecek, yazın da su verirler. Dini yerler için daha çok hayır yapmaya yatkındır insanlar. Son zamanlarda İmam-Hatip yaptırmak en önde gelen projelerdendir.
Devlet ile hayırsever vatandaş hayır işlerinde karşı karşıya gelmektedir. Vatandaş her şeyi devletten beklemekte devletin yapabileceği işleri hayır için yapmaktan kaçınmaktadır. Hâlbuki herkesin toplum için yapabileceği bir şeyler vardır: On çocuğa değil bir çocuğa burs verirsiniz. Bir çocuğa bütün yıl burs vereceğinize beş ay burs verirsiniz.
Bu ülkenin hayır hasenat işlerine çok ihtiyacı var. Hayır yapmak olmasa bile hayır söyleyenlere ihtiyacımız var.
SOMSÖZ: İNSAN, HAYIRDA YARIŞMALDIR.