Seviniyordum, bir Türkçe sevdalısına rastladığım, güzel Türkçeyi doğru konuşmayı öğreten birini gördüğüm için.

Bugün, “Mıçtı Cafer bez getir” durumunu görünce bu kişinin, ne diyeceğimi bilemedim. Yeni moda “takip et” simgesiyle yayın yapıyordu, epeyce de takipçisi vardı. Şaşırmadım aslında, bizde, böyle milleti önüne katan, ünlenen, “Tanrı’nın yürü ya kulum” dedikleri kişiler, hep böyle aldatıcıdır. Dokuz doğru söylerler, onuncu da bir yanlış sıkıştırıverirler araya… Yanlışı değil aslında, kötülüğü, ihaneti…
Bu sözünü ettiğim şahsın yaptığı gibi.

A sesi en yaygın yedi sesten biriymiş. Türkçede dört a sesi varmış da, örnek veriyor, araba derken dediğimiz kalın a dışında diğer a’lar (âşık, Ladik, lâzım) inceli kalınlıymış. Bunlar alıntı sözlerden girmiş dilimize. "Dört ses, bir harf ve bir şapka işareti."diyerek açıklıyor: "Bütün bu farklı sesleri yazmak içinse yalnızca “şapka” işareti var." İnceltme imi diyeceğine "şapka" diyor. Sonra, “Sizce alfabemizin “şapka” işareti gibi bir başka işarete daha ihtiyacı var mı?” diye soruyor. A sesleri, şapka işaretinden başka nasıl bir işaret almalıymışlar.

Bu bildirimin altına yazılanlar tam düşündüğüm gibi. Kimse hızını alamamış, ne önerilerde bulunmuşlar, ne değişiklikler istenmiş, inanamazsınız. Gönderi sahibi “dilci”zat hiçbirini uyarmamış. Tersine, onaylamış bazılarını. Yazı kaç gündür orada. Beğenenler, paylaşanlar…

Biri demiş ki, inceltmeli a yerine üstü iki noktalı a kullanılsaydı birçok yazım sorunu halledilirdi.
A sesinin üstüne yukarı doğru eğri çizgi çizmeyi öneren de var, düz çizgi çizelim diyen de. Hızını alamayıp “ E” sesleri de inceltilsin, üstüne inceltme imi konsun diyen de. “Şapkaya” inanılmaz ihtiyaç var o olmadığında kelimelerin anlamı çok değişiyor, diyerek “belayı” satın alan da…

“Evet inceltme ve uzatma isaretleri ayri olmali” demiş daha doğru dürüst Türkçe yazı yazamayan, i’leri, ı’ları ayıramayan biri.

Ey büyük Atatürk diyorsun içinden hemen, bu devrimleri nasıl yaptın o zamanlar, şimdiki okur yazarlarımıza bak!

Kötülükte ayarı kaçıranlara ne demeli?

Adı, Zakir, dedikleriyse budur:
“Bazı kelimelerde H harfini söylerken malesef yeterli gelmiyor kökenimiz Türk fakat gırtlaktan söylenen H harfi var Rusçada X ile karşılık buluyor ama Türkçede karşılığı yok.”

“Türkçeci Zakir” yolunu şaşırmışlardan. “Lafa bak, hizaya gel” desek bunlara yetmez. “Maalesef” sözü gibi nasıl yazıldığını bilmediği bir sözü yazıyor, bir de gırtlak sesleri, hırıltı sesleri istiyor tertemiz akışlı, güzel Türkçemize…

Aslında bu çokbilmişlerin, “klavye” efendilerinin suçu yok. Suç onlara bu fırsatı verenlerde… Böyle çatlak seslerin çıkacağını bile bile Türkçemizi masaya yatırıp, “bastığı yeri bilmeyen”, bu tiplere “balgam bıraktıran” kişilerde… “Balçığı duvara vur, tutarsa hoş, tutmazsa yine hoş.” diyenlerde.

İşte a harfi, düzeltme işareti derken, geldi geldi, iş, “Ortak Alfabe” dedikleri Türk Yazı Dili’ni bozma ihanetine.

Yüz yıla yakındır sular seller gibi okuduğumuz, yazdığımız Türkçemizin eşsiz seslerini, Atatürk Abecesi’ni tartışmaya açıyor mübarek! Türk Devrimlerinin hepsini bozdular, yıktılar, ortadan kaldırdılar yirmi üç yıldır sistemli bir şekilde.

Başımızdaki Siyasi İslamcılar, bu nasıl birdenbire gelen bir sevgiyse uzun yıllardır Türk Cumhuriyetleriyle ortak çalışmalar yapıyorlardı, “Ortak Alfabe” adıyla. Sonunda geçen yıl bir sonuca vardık dediler, “Alfabemize beş harf daha ekledik, işi bitirdik, işte ”Ortak Alfabe!” Sonra ortamı henüz uygun bulmamış olacaklar ki, geçen yaz, şimdilik alfabemiz böyle kalacak, “Ortak Alfabe” her ilgili ülkede meclislerde oylanacak, sonra uygulanacak, diyerek işi kapatmışlardı. Hatta o günlerde Türk Cumhuriyeti diye saydıklarının neredeyse hepsi Kıbrıs Rum kesimini Kıbrıs’ın tek hâkimi olarak tanımış, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne en büyük ihaneti etmişlerdi. Dostlukları da, bize faydaları da bu kadardı. “Gölge etme başka ihsan istemem” sözündeki gibi.

Meclisteki ihanet komisyonunun raporları, hainlerin bölünme Anayasası çalışmaları bugünlerde yeniden gündeme gelecek, belli oluyor. Sessiz ve derinden geliyorlar. Bizden görünenleri kullanarak yıkım yolunun taşlarını döşüyorlar. O olmayan dili, - birbirini anlamayan onlarca ilkel ağza, dilbilgisi olmayan, kendine has sayı dili olmayan, tarihte sözü edilmeyen, tek bir dikilitaşı olmayan, birbirlerini anlamayan, kendilerinin bile bilmediği, beş dakikadan uzun konuşulamayan, ilkel kabile ağızlarından birini, “dil” diye bize yamalayacaklar. Ülkemizi “dil” ile bölecekler ya, işte yeniden zurnanın zırt dediği yere gelinmiş. Kendilerine yardım edenler çok. Bir eski TRT spikeri bile aynı yola girmiş.

Küçük İşletmeler İçin Çember Makinası Gerekli mi? Detaylı Analiz
Küçük İşletmeler İçin Çember Makinası Gerekli mi? Detaylı Analiz
İçeriği Görüntüle

Bölücüler, o olmayan dillerini ( ağızlarını) neredeyse her sesin üstüne koydukları gülünç inceltme imleriyle, İngiliz’in verdiği, dilimizde olmayan, olmasına gerek duyulmamış yüz yıla yakın bir zamandır da, gereksizliği iyice ispatlanmış o gırtlak sesleriyle (XQW) sözüm ona yazıyorlar ya, işte bu sesleri Türkçemize katacaklar, bir de Azerbaycan’ın ne için kullandığı belirsiz, o garip mi garip ters “e” sesini alacaklarmış. Azerbaycan’la konuşma dilimiz aynı olsaydı, Kemal Sunal filmlerini bile kendi şivelerine çevirtip TV’lerinde yayınlarlar mıydı? Hem “ortak alfabe” olacaksa, onların Atatürk Yazı Dilini ta en baştan, Rus alfabesinden kurtulurken almaları gerekirdi, almadılar. Bir de “N” sesinin üstüne yatan yılan imi koyup bir ses daha ekleyeceklermiş yazı dilimize. Amaç dilimizi bozmak olunca Siyasi İslamcılarla, sahte Türkçüler böyle birleşiveriyorlar işte. Bölücülere yardım etmekte yarışıyorlar. Ortak Alfabe bahane, asıl istenilen, bölücülük için, ulus devleti, Cumhuriyeti yıkmak için bir yerel ağızla ortak olmak. Dönecek yazı dilimiz böylece bir “hilkat garibesine”.

Okumanın yazmanın azaldığı, gençlerin bilgisayar dili bağımlısı olduğu günümüzde Türk Dil Devrimi’ni kolayca yıkacaklar, bizi dilsiz bırakacaklar. Tutkalımız, bizi biz yapan dilimiz Türkçemiz, Yüce Önderimizin deyişiyle “hazinemiz”( Türk dili, Türk milletinin kalbidir, zihnidir.) yazı dilimiz bozulunca gidecek, dilsiz kalacağız. Dilsiz şeytana döneceğiz…

Tüm Cumhuriyet birikimimiz bir anda yitip gidecek… İşte o zaman onlarca yıldır yıkmaya çalıştıkları, bir türlü yıkamadıkları Atatürk Cumhuriyeti sarsılacak, karanlıklara gömüleceğiz…

“Bakmaz çuluna, çulunu yırtar.” kimileri. Kimilerinin dedikleri de; “Balık kılçığıdır, ne yenir ne yutulur.” “Baş dil ile tartılır.” “Bastığı yeri bilmeyen" de ne çoktur.
“Baş başa verildi, mercimek fırın içine sürüldü.”
“Gerçek ayrıntıda gizlidir,” yalan mı? “Baş kim, ayak kim, belirsiz.” “Başı büyük, kendi küçük şalgam efendi.”

En umutsuz günümüzde de şuna inanmalıyız, Yüce Önderimizin şu sözüne kulak vererek:

“Kat’i olarak bilinmelidir ki, Türk Milletinin millî dili ve millî benliği bütün hayatında hâkim ve esas olacaktır. (7. 02.1933)”

Feza Tiryaki – 13 Nisan 2026

Kaynak: Batı Akdeniz Haber Ajansı