Öyküyü bilirsiniz: Annesi çocuğa oyalansın diye dünya haritası bir yapboz verir. Çocuk iki dakika sonra haritayı yapmış getirmiştir. Annesi “Nasıl yaptın yavrum?” diye sorunca çocuk, “Çok kolay oldu. Haritanın ardında insan resmi vardı. Onu düzeltince harita da düzeldi” diye cevap verir.
Mesleklerin içinde insan olmayanı pek yoktur. 1 milyon 500 bin öğretmen 18 milyon öğrenciye hizmet veriyor. Bunların içinde yüksek öğretimde okuyanlar ve onların hocaları yok. Hizmet sektörlerindeki hastanelerin personeli ve doktorlar, bakanlıklardaki idari personel ve onlara hizmet edenler, turizm sektöründe çalışanlar, bir de sanayide, çarşılarda hizmet verenler... Herkes insan unsuruyla uğraşıyor.
İnsan bozuk olursa bunların hizmet kalitesi de bozuluyor. Hiç biri kaçmaktan uçmaya vakit bulamıyor.
İnsan kalitesi düşük olursa trafik kurallarını ihlal eder, canınızı sıkar. Aile kalitesi bozuk olursa derste çocuk canınızı sıkar, şevkinizi kırar. Müşteri neyi nasıl alacağını bilmiyorsa işyerindekileri sıkıntıya sokar. Yönetici iseniz, astlarınız işi bilmiyorsa eksik veya yanlış yapar size söz getirir. İnsan kalitesi düşük olursa -bizde olduğu gibi- içtiği biraların, yediği çerezlerin çöpünü yurdumuzun en güzel yerine yığıp gider. Sokağa tükürür, ağacı keser, kediye köpeğe eziyet eder.
Türkiye trafiğinde toplam 31 milyon 976 bin 478 araç varmış. Bunların çoğu her gün trafiğe çıkıyor. Bunun anlamı şudur: Birçok insan her gün yolcu ya da sürücü olarak trafiğe çıkıyor. Bildiğiniz gibi yayalar da trafikte seyrediyor. Kurallara uymazsa onlar da trafikte sıkıntı yaratıyor. Yolda yürümenin veya araç kullanmanın bile bu kadar önemli olduğu bir çağda sabahtan akşama insanla uğraşmanın yaratacağı sıkıntıyı varın siz düşünün.
Bizde üniversitelerin yaygınlaşması ile insanlar konuşmayı, giyinmeyi, banyo yapmayı, tatile çıkmayı öğrendilerse de trafik kurallarına uymayı, çevreyi temiz tutmayı, kibarca eleştirmeyi, yollar ayrılmışsa uygarca ayrılmayı bir türlü öğrenemediler.
Cumhuriyet’e yapılan eleştirilerden biri, Japonya ile birlikte kalkınma çabasına girdiğimiz halde neden Japonların kalkınıp bizim nal topladığımızdır. Almanya büyük bir savaşta yerle bi olmuşken nasıl bizi geçtiğidir. Bu soruya verilecek cevap elbette çoktur. Ama onların insan yetiştirme konusundaki çalışmalarını görmeden konulan her teşhis yanlıştır. Bizim eğitim kurumlarımız anafora kapılmış gibi ikide bir yön değiştirirken onlar bir hedefe kilitlenmiştir ve yıllardır bu hedefe doğru yürümektedir. Hükümetlerinin de bu hedefi değiştirmek yerine tutturabilmekten başka bir gayesi yoktur.
SOMSÖZ: İNSANLA UĞRAŞMAK, ZOR ZANAAT.