Meydana Yılan Ölüsü Attılar

Anlayan anladı olacakları. Anlamayana ne denilse boş. Tehlike ortada. Anlamayanlar için tuttular meydana yılan ölüsü attılar.

Abone Ol

Yılan, hiç sevilmeyen, korkulan, varlığından ürkülen bir sürüngendir, bilirsiniz. Hem de sağlık, bereket simgesi. Yılan hikâyesi gibi bitmez bu çelişki…

Sonsuzluğu simgeler, ruhun koruyucusudur, derlermiş eski çağlarda yaşayanlar yılana. Eski Türk tarihinde ise yılan bilgeliktir. Şaman davulunda resimdir. On iki hayvanlık, hayvan takviminde altıncı ay “Yılan” ayıdır. Dünyada sağlık biliminin sembolüdür, bir sopaya sarılan yılan. Bunun iki yılanlısı da var, bizdeki son Sağlık Bakanlığı logosu gibi. Sopaya iki yılan sarılı, üstte iki kanat. Baykuş kanadı diyen de var o kanatlara. Bir de tabii eski bir “Yunan” tanrısı anlatısı. Ya Atatürk Havaalanı’nın devre dışı bırakılarak yerine yaptırılan havaalanının kobra yılanı başlı kulesi? Ne demek istedi acaba böyle bir simgeyi İstanbul’a dikenler, diktirenler!

Eski dini hikâyelerde de yılan çok geçer. Cennetten kovulmayla yılanın ilişkisi, Musa’nın yılanlı asası, yılana dönüşen asa. İblis - yılan ilişkisine, cinlerin yılan kılığına girdiğine inananlar da eksik değil…

Kırgızlarda üstü yılanlı “n” sesi var. Hani o “Ortak Alfabe” tuzağıyla, Atatürk Abece’sini bozmak, en önemli devrimimiz, dilimiz, tutkalımız, Cumhuriyetimizi sonsuza kadar yaşatacak olan dil devrimini yok etmek için bize de kakıştırılmak istenen ses. Türk Yazı Dili’nin düşmanlarının bir oyunla, oldubittiyle yazı dilimize sokmak istedikleri seslerden biri. Böyle dört “harf” daha soktular mı eşsiz güzellikteki yazı dilimize işimizi bitirecekler. Sonrası, sen sağ ben selamet!

Hem unutma aynı Kırgızlar, aralarında diğer Türk Devletleriyle birlikte Kıbrıs Rum kesimini tanıdılardı geçen baharda. Kıbrıs’ı sattılar dolaylı yoldan. Kiminle niçin Ortak Alfabe? Sonra teknik olanaklar anında her dile eriştiriyor insanları, bir tıklamayla yapay zekâ çevirtmeni emrinde, söyle istediğini çevirsin. Tüm dilleri emrine versin.

Atatürk ve silah arkadaşları yılanın ağzından kurtardılar vatanımızı… Ortalık yılan çıyan kaynıyordu.

Bana dokunmayan yılan bin yaşasın demedi atalarımız. Yurdumuz, Cumhuriyetimiz için canlarını verdiler… Yılanın kuyruğuna basıldı, yurdumuzdan kovuldu saldırganlar teker teker.

O günlerde isyan başlatanlar, İngiliz’in güdümünde ayaklananlar, bir ülkeye koynunda yılan beslemenin sonucunu gösteren, ders alınması gereken yılanbaşlarıydı…

Yılanın başı küçükken ezilir sözüne aldıran olmamış ki, şu gün yine yılanların saldırısındayız…

El eliyle yılan tutan yarısını yalan tutarmış. Ortalık yalan dolu. Kime neye inanılacağını şaşırmış çağımız insanı. Yapay zekânın çevirmenliği iyi de, diğer konularda korku salıyor, tüm bu sorunların üstüne tuz biber ekiyor, yılanın ağzından kurtarmak gerekiyor insanlığı. Yanlış ellerde kalırsa böyle yapay zekâ, insanlığı bitirecek. Her deliğe elini sokma, ya yılan çıkar, ya çıyan boşa mı denmiş?

Yılan yılanın kuyruğuna basmazmış. Düşmanlarımız birbirine dokunmamıştı o yıllarda da. İngilizler, arkalarından sıvazlanan Yunanlılar, İtalyanlar, Fransızlar… Hepsi birlikti. Vatanı işgal etmişlerdi.

Bugünden tezi yok aklımızı başımıza almalı. Olacakları görmeli. Kötülükleri önlemeli, yılana yumuşak diye kanıp el sürmemeli…

Yirmi iki devletin sınırları değişecek denmişti, ABD’nin BOP projesine göre, iki bin yılına girilirken, işte geriye dört ulus devlet kaldı, dediklerinin hepsinin yeri, sınırı, yönetimi değişti. Kiminin başkanı kaçtı, kimi yakalandı, kafese kondu, işi bitirildi, kimi yılan deliğine mi ne sokuldu… Unutma, yılan ne kadar eğri gitse de deliğine doğru gider… Olan yılana inanana olur…

Sonra Yenidünya Düzeni çetesi, isterse yılanın deliğine bile girse tutar kovaladığını…

Gereksiz yere yılanın kuyruğuna basmak da kötünün kötülük yapmasının önünü açmak demektir.

Venezuela başkanı sarayından kaçırılmış ABD eliyle. Bir devlet başka bir devlete el koymuş ortalık yerde. Kaçırılan çıkarıldığı düzme el mahkemesinde “Suçsuzum!” diyormuş, bu ne cüret, hesap soracağız, cezanızı çekeceksiniz, falan değil. Denize düşen yılana sarılmış yani. Ulus devletlere saldırı olağan sayılıyor artık. Tek dünya düzeni kuracaklar ya… İnsan sayısını da azaltacaklar.

Yılan oynatana yılancı derler. Avrupa’da eski ilkel dönemlerde sütle beslerlermiş yılanları eve bereket sağlık getirsin diye…

Yeni yıl geldi pir geldi.

Kötülükleri göstere göstere, “Yenidünya düzenini” göze soka soka…

Yeni yılın ilk günü tuttu İsrail, Afrika’da bizimkilerin yirmi yılı aşkındır pek bir sevdikleri, oraya yaptıkları ilk yurtdışı gezilerine bile Ajda’lı, Sertap’lı, güle oynaya, şarkı söyleye gittikleri Somali’nin 34 yıl önce oluşan, kimsenin tanımadığı ayrılıkçı bölümünü tanıyıverdi geçen gün. “Somali'de Ajda-Sertab dans şov!” diye duyurmuştu gazeteler 2011 yılındaki bu geziyi. Şimdi bu tanımayı duyunca herkesin ağzı açık kaldı, Gazzelilerin boşaltılacağı yer bulundu dediler hamlenin nedenini bilenler. Bizdeki Somali aşkının nedenini de az çok anladı anlayan. Yılan gibi büyüledi dünyayı yılan gibi davrananlar. Şahmeran canlandı gözümüzde, altı yılan, üstü insan karışımı masalların yılan anası...

Düşman karınca ise sen fil san! Oysa tam tersini yapıyor insanlık.

Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarırmış. Hangi yılanı? Kuyruk acılı yılanı mı? “Onda o kuyruk acısı varken dostluktan söz edilebilir mi?” der bilge kişiler. Terörist acımasız, eli kanlı, nice canlar almış, yayılmacıya kanmış; şehitlerin acısı, evlat acısı hiç geçer mi?

Ülkemiz yıllardır ekonomik krizde. Büyük çoğunluk geçim sıkıntısı çekiyor.

Yılan sokan uyumuş, aç kalan uyumamış… Üstelik dünyanın en bereketli, en güzel ülkesi bizim ülkemiz.

Yılan zehri aynı zamanda panzehirdir…

Gılgamış destanında, aranan gençlik otunu yılan yer. Her yıl derisini değiştiren, gençleşen yılan…

Bir de, yılanın sevmediği ot, yanı başında bitermiş…

Yılanlardan korunalım… Yılana teslim olmayalım. Çöreklenmiş yılan işaretini de iyi okumalı. Eskinin defineleri gösteren çöreklenmiş yılanlı kaya resimleri. Ülkelere çöreklenmek isteyenlerle meydana yılan ölüsü atanlar aynı…


Ana yılan, sözü yalan” dermiş oğlanın anasına kız.

Kendisine de “Adı çiçek, sözü gerçek…

Siz söyleyin kim yılan, kim ejder, kim kötü, kim kötülüğün simgesi?

İnsanoğlunun en korktuğu canlı, yılan mı değil mi?

Feza Tiryaki, 5 Ocak, 2026

{ "vars": { "account": "G-D88DGY52YP" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }