MUHALEFET NEDEN KAYBETTİ?

Bizden bir kuşak önceki insanların adları sınırlıdır. Ramazan, Bayram, Mehmet, Mustafa, Ömer, Ali

Abone Ol

Ramazan, Bayram, Mehmet, Mustafa, Ömer, Ali… Kadınsa Hörü, Selime, Zeynep, Huriye, Hatice… Daha sonra bu adlara Türkçe, Arapça ve Farsça adlar eklenmiş, adlar iyice çeşitlenmiştir.

Önceki adlar doğum gününe endeksli olarak Kadir, Ramazan, Bayram, Mevlüt gibi özel günler, Arapça kutsal aylar Recep, Şaban ya da peygamberlerin ve din ulularının adları idi. İsa, Musa, Davut, Adem, Yunus… gibi. Sonra baba ve dedenin, anne ve ninenin adları veriliyordu. Kadınlarda bu Hatice, Fatma gibi din büyüklerinin adları ya da Sabriye, Rukiye, Adile, Naciye gibi erkek adlarının sonuna Arapça dişillik eki olan -e getirilerek yapılan adlar oluyordu.

Sonra ideololjik adlar yaygınlaştı. Eğer milli duyarlılığı varsa kişi çocuğuna Türkçe adlar koymaya başladı: Arslan, Alparslan, Cengiz, Timur, Murat, Orhan, Gökhan… Kız ise Selcen, Asena, Sevgican, Menekşe, Gökçen, Gökben, Sevim… Dini duyarlılığı yüksek olanlar da çocuklarına dini çağrışımı yüksek adlar koydular: Vahdet, Vahit, Samet, Furkan, Enes, Merve, İrem, Cennet, Mebruke vb.

Şimdi her şey kolaylaştı. İnternette bebeğiniz için birçok ad öneriliyor. Onlardan birazını bir kağıda yazıyorsunuz, vakti gelince de mezhebinize ve meşrebinize uygun bir ad veriyorsunuz. İşi başkalarına havale ederseniz pişmanlık kaçınılmaz. Hele eskilerin yaptığı gibi Kuran’ı açıp gözünüzü yumup bir yere parmağınızı basıyor ve “Kuran’da geçiyor madem, kutsaldır. Allah sözüdür” diyerek Arapça adlar seçiyorsanız diyeceğimiz bir şey yok.

Türklerin bir uzun ünlü merakı olduğunu düşünüyorum. Kızlarımıza Kübra, Büşra, Necla, Esra, Erva, Esma, Rumeysa… gibi uzun a’lı adları bolca veriyoruz. Bunların anlamı belli mi derseniz değil. Çünkü bu adların hepsi de Arapça. Acaba millet olarak bu konuda bir takıntımız olabilir mi? Olur mu olur…

Çocuğunuza sıradan bir ad veremezsiniz. Çünkü o sizin en kıymetliniz. Çocuğunuz o adı ömür boyu taşıyacak. Ona yazması da okuması da kolay bir ad verin. Ona anlamını herkesin bildiği, çağrışım alanı geniş, ses ve seslenme değeri yüksek bir sözcüğü ad olarak verin. Eskiden soyadı olarak uzun bir sözcük öbeği veren yazıcılar çıkmış. Çıkmış ve o soyun ocağına suyu dökmüş. “Velidedeoğlu, Karaibrahimoğlu, Karagözoğlu” gibi soyadı mı olur Allasen? Bu kişiler bu soyadını her evraka yazacak yazdıracak… Bir arkadaşımızın soyadı Rıdvanağaoğlu idi. Her söyleyişinde Rıdvan’a da ağaya da oğluna da saydırıyordu.

Askerde asteğmenin soyadı “Kırç”tır. Fakat asker bunu yanlış söylemekte asteğmeni küplere bindirmektedir. Askeri toplayıp “Benim soyadım “Kırç”tır. İçinde “R” vardır. Sakın unutmayın! Yanlış söyleyeni oyarım!” der. Az sonra da bir askere “Asker! Der, Benim soyadım nedir?” Asker düşünür ve “Gört komutanım!” der.

Çocuğunuz ileride arkadaşları arasında adını söylerken insanları bıyık altından gülümsetmesin! Adını çağrışımı güzel olsun. İnsanların içine ferahlık ve aydınlık getirsin. Söylerken ve yazarken zorlanmasın.

Bu seçimde muhalefet neden kaybetti biliyor musunuz? Bunu kimse bilmez. Ben söyleyeyim: Genel başkanlardan üç tanesinden birinin soyadı Karamollaoğlu, birinin soyadı Davutoğlu, ötekinin soyadı Kılıçdaroğlu olduğu için.

SOMSÖZ: AD VERMEK CİDDİ İŞTİR. ABUK SUBUK OLMAZ.

{ "vars": { "account": "G-D88DGY52YP" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }