Türkiye’nin ilk uzun mesafeli yürüyüş rotası olan Likya Yolu, Akdeniz’in masmavi kıyıları boyunca uzanan benzersiz bir keşif hattı sunuyor. Çam ormanları, sarp kayalıklar, antik patikalar ve panoramik manzaralarla bezeli bu rota; her adımda binlerce yıllık bir geçmişe tanıklık etme fırsatı veriyor.
1999 yılında İngiliz gezgin ve yazar Kate Clow tarafından işaretlenerek yürüyüşe açılan Likya Yolu, kısa sürede uluslararası doğa ve trekking tutkunlarının gözdesi hâline geldi. Clow’un aynı adlı kitabı, rota hakkında ayrıntılı bilgiler sunan önemli bir başvuru kaynağı olarak öne çıkıyor.
Yol boyunca karşılaşılan antik kentler, Likya uygarlığının izlerini günümüze taşıyor. Antiphellos, Simena, Pınara, Letoon, Phellos, Myra, Limyra ve Olympos bu eşsiz duraklardan yalnızca birkaçı.
Likya Yolu, yalnızca tarih meraklılarına değil; deniz ve doğa tutkunlarına da unutulmaz anlar vadediyor. Gelidonya Feneri, rota üzerindeki en etkileyici manzara noktalarından biri olarak öne çıkarken; Ölüdeniz, Kelebekler Vadisi, Patara, Kabak Koyu, Kaputaş Plajı, Büyük Çakıl Plajı, Korsan Koyu, Adrasan, Kalkan ve Kaş gibi duraklar yürüyüşçülere serinleme ve dinlenme molaları sunuyor.
İster etap etap, ister haftalar süren uzun bir macera olarak planlansın; Likya Yolu, doğayla baş başa kalmak, tarihin izlerini sürmek ve Akdeniz’in en bakir köşelerini keşfetmek isteyenler için “mutlaka deneyin” denilecek bir rota olmaya devam ediyor.


