“Kumluca İçin Bütüncül ve Sonuç Odaklı Proje Şart”
Geçmiş dönem Milliyetçi Hareket Partisi Antalya İl Başkan Yardımcısı, Kumluca İlçe Başkanı ve 28. Dönem Milliyetçi Hareket Partisi Antalya Milletvekili Aday Adayı Necmettin Gökkaya, yaşanan sel ve taşkın felaketlerinin ardından dikkat çeken bir basın açıklaması yaptı.
Görev yaptığı dönemlere atıfta bulunan Gökkaya, kamu yönetiminde “neme lazım” anlayışının hakim olduğunu savunarak, afetler yaşandıktan sonra verilen sözlerin kalıcı çözüme dönüşmediğini ifade etti. Kanuni Sultan Süleyman ile Yahya Efendi arasında geçtiği rivayet edilen “Neme lazım” kıssasını hatırlatan Gökkaya, sorumluluktan kaçmanın devlet ve toplum için en büyük tehlike olduğunu dile getirdi.
Kumluca’nın geçmişte çok daha yüksek yağış miktarlarıyla karşı karşıya kaldığını belirten Gökkaya, ilçenin daha büyük taşkınlara açık olduğuna dikkat çekerek, “Tabiatla kavga ederek değil, akılla ve planlamayla çözüm üretmeliyiz” dedi.
“Tüm Kurumlar Tek Çatı Altında Koordinasyonla Çalışmalı”
Gökkaya, sel ve taşkın riskinin önlenmesi için DSİ, Karayolları, Antalya Büyükşehir Belediyesi, Tarım ve Orman Bakanlığı, Kumluca Belediyesi ve ilgili tüm kurumların ayrı ayrı değil, ortak bir proje çerçevesinde çalışması gerektiğini vurguladı.
Hazırlanacak planın kısa, orta ve uzun vadeli hedefler içermesi gerektiğini belirten Gökkaya, sürecin bir vali, vali yardımcısı ya da koordinatör bir amir başkanlığında yürütülmesini önerdi. Milletvekilleri, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşları, muhtarlar, hukukçular ve diyanet yetkililerinin de sürece dahil edilerek ortak akıl oluşturulması gerektiğini ifade etti.
“Devletimizin iradesi, enerjisi ve kanuni altyapısı var” diyen Gökkaya, “Yeter ki yönetenler ‘neme lazım’ demesin, sorumluluk alsın” sözleriyle açıklamasını tamamladı.
Basın Açıklamasının tam metni;
“NEME LAZIM"
Hakikat zamanında söylenince güzeldir, taze ekmek gibi sevilir. Zamansız söylenen hakikat, bayat ekmek gibidir. Seveni, beğeneni, alıcısı az olur. Yaşadığımız afetlerin sıcaklığı henüz soğumadan, bende çözüm için bazı önerilerimi paylaşmak istiyorum.
Kanuni Sultan Süleyman süt kardeşi alim Yahya Efendiye bir mektup yazıp sorar; senki ilahi sırlara vakıfsın, bu devlet ne zaman çöker?
Yahya Efendi de bir mektupla cevap verir. Cevap iki kelimedir; Neme lazım!
Sultan biraz üzülür, biraz kızar, dergaha ziyaretine varır, sitem eder, ben der ciddi bir soru sordum, sen başından savdın der.
Yahya EFENDİ cevap verir, sultanım der, ben cevabı yazdım; << NEME LAZIM>>
Herkes neme lazım derse, bu devletin çöküşü olur der.
Ne yazık ki günümüzde neme lazım demeyen yönetici aramak, ambarda iğne aramaya benziyor. Yetkililerimiz problemi çözmek için değil, günü atlatmak için çalışıyorlar. Trübünlere oynamak, probelem çözmekten çok daha keyifli. Zaten birazda balık hafızalıyız, kimin bizi felakete sürüklediğini unutur gideriz. Hakim ve savcılarımızın gücü, hasta çocuğunu ihmal edip, ölümüne sebep olan anneye yetiyor. Görevini ihmal edenlere, savsaklayanlara, suistimal edenlere, boş beleş maaş alanlara, tedbir almayıp ölüme sebep olanlara, ne hakim ve savcıların, ne de kurum yetkililerinin, hiç kimsenin gücü yetmiyor, ya da en büyük ihtimal, neme lazım diyor.
Vatandaş suyun akışına engel olan bir yere ev yapıyor, sera yapıyor, taşkın olunca mal ve can kaybına sebep oluyor. Burada vatandaş suçlu anladık, amma velakin bu yapılanların felakete sebep olacağını bilen, göz yuman sorumluların hiç mi vebali yok, hiç mi cezası yok? Zamanında tedbir almayanların hiç mi cezası yok? Varsa da ne yazık ki uygulamada yok. Sistem, özel idare genel sekreteri atamasını geciktirdi, genel sekreter lojmanda oturup, çerez parası kadar lojman kirasını ödemedi, dolayısıyla da devlet zarara uğradı diye bir valiyi müfettiş raporları ile mahkemelerde süründürüyor. Ama vatandaşın can ve mal kaybına yol açan süreçte (hele mağdur olan köylü ve çiftçi ise) vebali olan hiç bir devlet yetkilisi, bedel ödemiyor.
Elimizde un var, su var, şeker var. Un bir kurumda, su bir kurumda, şeker ayrı bir kurumda. Bizim yöneticilerimiz de helva olacak diye bekliyorlar. Hiç kimse karıştırıp helva yapmayı denemiyor. Yani bir usta yok. Ya da ustaların hepsi Darwinin evrim teorisine inanıyor, un, su ve şekerin tesadüfen karışıp, helva olmasını bekliyorlar.
Kumluca'nın bu yıl aldığı yağış miktarı 1000 kg. civarında. Geçmiş yıllarda 3000 kg. yağış aldık.
İlçemizde ve ülkemizde yaşadığımız felaketlerde hayatını kaybedenlere rahmet, mal kaybına uğrayan ve yaralananlara geçmiş olsun diyorum.
Doğma büyüme Kumluca’lıyım. Yaklaşık 55 yıl önce Baysı deresinden gelen ve taşan selin büyüklüğü hala tekrar etmektedir. Bu demektir ki, Kumluca son yıllarda yaşadığımız taşkınlardan daha büyük taşkınlara gebedir. Çözüm var mıdır, elbette vardır, ama tabiatla kavga etmeden çözüm üretilmelidir. Kavga edersek galip gelen her zaman tabiat olacaktır.
Çözüm istişarededir.işbirliğindedir,kordinasyon ile çalışmaktadır. Çözüm bazen çok basittir,sesinden rahatsız olduğumuz horozu kesmek yerine, kıçına zeytinyağı sürmek gibi....
Çalışmalar münferit olarak değil, bütüncül olarak yapılmalıdır.
Felaket yaşandıktan sonra ziyarete gelip giden sıfatı her ne olursa olsun bir sürü yönetici, mağdur olmuş insanlara her türlü vaadi yapıp, ümit verip gidiyorlar. Vatandaşımıza bir daha felaket yaşamıyacaksınız deyip, güven verenleri uyaran özlü bir söz. Bakın ne diyor: Güven verip yarı yolda bıraktığın insanın gönül sadakasını, her iki cihanda veremezsin.
Kumluca ilçe merkezimiz ve mahallerinde yaşadığımız sel taşkınlarının önlenmesi için devletin bütün kurumları koordinasyon içinde çalışmalıdır. DSİ, Karayolları, Antalya Büyükşehir Belediyesi, Tarım ve Orman Bakanlığı, Kumluca Belediyesi ve diğer ilgili birimler tarafından ayrı ayrı hazırlanmış olan veya hazırlanacak olan projeler, vali veya vali yardımcısı, veya bakan yardımcısı veya koordinatör vali veya devletimizin uygun gördüğü bir amir başkanlığında kısa,orta ve uzun vadeli ortak proje haline dönüştürülmelidir. Hazırlanan proje sonuç odaklı, uygulanabilir olmalıdır. Devletin işleyişinde bazı çalışmalar, toplantılar rutin olarak; günlük, haftalık veya aylık olarak nasıl tekrarlanıyorsa, bu yapılacak çalışmalarda rutine bağlanmalı, herkes hazırlığını ona göre yapmalıdır. Bugünkü teknolojik imkanlarla toplantılar, internet üzerinden yapılabilir. Her zaman yüz yüze toplantı zahmetinden de kurtulunur, daha pratik hale gelir.
Ortak projenin sahiplenilmesi,sahada uygulamada tıkanıklık yaşanmaması için, Antalya milletvekillerinin tamamı, siyasi parti il ve ilçe başkanları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, diyanet işleri yetkilisi, hukukçular ve uygun bulunan muhtarlar, diğer ilgililer vs. hepsine sunum yapılmalı, öneri ve görüşleri alınmalı, ortak bir sinerji oluşturulmalıdır. Bu işlerden diyanet ve hukukçular ne anlar derseniz, onu da anlatayım.
Diyanet yetkililileri, icraat yapmakla sorumlu olanlara, vazifelerini yerine getirmemenin, vatandaşlara da hizmete engel olmanın vebalini anlatmalıdır.
Hukukçular ise, hem icraattan sorumlu olanlara, hem de vatandaşa aşikar olarak bilinen ve bilinmeyen cezai durumları açıklamalıdırlar.
Ben; Türkiye Cumhuriyeti devletinin, vatandaşı bataklıktan çıkaracak iradeye, enerjiye, yeterli kanuni altyapıya sahip olduğunu biliyorum. Yeter ki devleti yönetenler neme lazım demesinler, gözlerindeki at gözlüğünü çıkarsınlar.
Ben bu görüşlerimi ifade edince, bazıları diyebilir ki; Zaten bahsettiğin şeylerin hepsi yapılıyor. Devlet sırrı değilse açıklayın da bir görelim. İşte basın mensupları burada, açıklandı da ben duymadıysam buyursun anlatsınlar. Ha, ben öyle 10 metre genişliğinde uzanan dere yatağında ki dar bir köprüden, 3-5 kargıdan, 1 römork sera atığından, karayolunun bazı yerlerindeki yetersiz menfezden, falancanın dere yatağına yaptığı ev, ahır veya seradan,münferit sıkıntılardan bahsetmiyorum. Çavuşköy'den Karaöz'e, Mavikent'ten Kum mahallesine, Sarıkavak'tan Salur'a kadar, tüm Kumluca'yı kapsayan bir çalışmanın yapılması ihtiyacından bahsediyorum ve bunun yapılıp gerçekleştirilmesinin de zaruretin zarureti olduğunu, mecbur olduğunu ifade ediyorum.
Ve bu çalışmalar hiç kimsenin kaprisine, egosuna, mızzıklamasına bırakılmadan yapılmalıdır”. Necmettin Gökkaya