Önce Ligden, Sonra Gözden… Şimdi de Gönülden

Bir zamanlar er meydanının kalbi burada atardı. Antalya’nın gururu, Yörük kültürünün yaşayan mirası, yağlı güreşin en görkemli sahnelerinden biri… Kumluca güreşleri, sadece bir spor organizasyonu değildi; bir geleneğin, bir kimliğin, bir ruhun temsilcisiydi.

Abone Ol

Bugün ise insanın içini burkan bir gerçekle karşı karşıyayız: Önce ligden düştü, sonra gözden… şimdi de gönülden düşmek üzere.

Kumluca güreşleri yıllarca Türkiye’nin en prestijli dört büyük organizasyonundan biri olarak anıldı. Er meydanına çıkan başpehlivanlar, sadece altın kemer için değil, aynı zamanda Kumluca’nın onuru için güreşirdi. Tribünler dolar taşar, dualar edilir, davul zurna eşliğinde ata mirası yaşatılırdı.

Ancak ne olduysa oldu…

Yanlış planlamalar, isabetsiz kararlar ve belki de en önemlisi bu işe gönül verenlerin sesine kulak tıkanması… Kumluca güreşlerini bugün geldiği noktaya sürükledi. Artık ne eski heyecan var ne de o büyük isimlerin ilgisi.

Edindiğim bilgilere göre bu yıl er meydanında önemli isimleri göremeyeceğiz. Başpehlivanlar Ali Gürbüz, İsmail Balaban ve Turan Balaban Kumluca’da olmayacak. Bu sadece birkaç ismin eksikliği değil; bu, organizasyonun geldiği noktanın en somut göstergesi.

Çünkü güreş, sadece kispet kuşanıp er meydanına çıkmak değildir. Güreş; itibar, gelenek ve güven meselesidir. Eğer bir organizasyon bu üç sac ayağını kaybederse, geriye sadece bir etkinlik kalır. Oysa Kumluca güreşleri bir “etkinlik” değil, bir “değer”di.

Bugün sormamız gereken soru şu:
Kumluca güreşlerini bu hale kim getirdi?

Ve daha da önemlisi:
Bu gidişat tersine çevrilebilir mi?

Elbette mümkün. Ancak bunun için önce hataların kabul edilmesi, sonra da samimi bir yeniden yapılanma gerekiyor. Güreş ağalığından organizasyon komitesine kadar herkesin taşın altına elini koyması şart. Bu sadece bir belediyenin ya da birkaç ismin meselesi değil; bu, bölgenin kültürel mirasıdır.

Unutulmamalı ki;
Bir değer kolay oluşmaz ama çok kolay kaybedilir.

Kumluca güreşleri hâlâ kurtarılabilir. Ama bunun için vakit daralıyor. Eğer bugün adım atılmazsa, yarın sadece “bir zamanlar vardı” diye anlatılan bir hatıraya dönüşebilir.

Ve işte o zaman…
Sadece ligden ve gözden değil, tamamen gönülden düşmüş olacak.

{ "vars": { "account": "G-D88DGY52YP" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }