“Parayla Yazıyorlar” İftirası ve Gazeteciliğin İtibarı
Gazetecilere atılan en eski, en kolay ve ne yazık ki en etkili iftiralardan biri:
“Parayla yazıyorlar…”
Bir haber hoşunuza gitmez…
Bir köşe yazısı sizi rahatsız eder…
Bir gerçek canınızı sıkar…
Ve hemen o tanıdık cümle devreye girer:
“Bunu para karşılığı yazmış.”
Ne kadar kolay, değil mi?
---
Gazetecilik; soru sormak, araştırmak, belgelemek ve kamu adına gerçeği yazmaktır. Bu meslek, doğası gereği rahatsız eder. Çünkü gerçekler çoğu zaman konfor alanını bozar. İşte tam da bu yüzden, gerçekleri susturmanın en ucuz yolu, onu itibarsızlaştırmaktır.
“Parayla yazıyor” demek, aslında bir savunma mekanizmasıdır.
Çünkü içeriğe cevap veremeyen, iddiayı çürütemeyen, belgeyle karşı koyamayan; en kestirme yolu seçer: İftira.
---
Peki soralım o zaman:
Madem herkes parayla yazıyor…
Kim, kime, ne kadar para veriyor?
Ortada bir iddia varsa, bunun bir karşılığı da olmalı.
Bir dekont…
Bir belge…
Bir tanık…
Ama yok.
Çünkü bu bir iddia değil, bir karalama kampanyasıdır.
---
Gerçek gazetecilik, kalemini satmaz.
Satıyorsa zaten gazeteci değildir.
Evet, bu mesleğin içinde de yanlış yapanlar olabilir. Ama birkaç örnek üzerinden bütün bir mesleği kirletmek; en hafif tabirle haksızlıktır. Daha açık konuşalım: Bu, bilinçli bir algı operasyonudur.
Gazeteciyi susturmak isteyenler önce onu hedef alır, sonra itibarsızlaştırır, ardından yalnızlaştırır.
Çünkü bilirler ki; yalnız kalan gazetecinin sesi kısılır.
---
Ama şu unutulmamalıdır:
Gerçekler para ile yazılmaz.
Gerçekler, bedel ödenerek yazılır.
Kimi zaman ilan kesilerek…
Kimi zaman baskı görerek…
Kimi zaman dışlanarak…
Ama yine de yazılır.
---
Bugün “parayla yazıyor” diyenlere dönüp son bir soru sormak gerekir:
Siz bugüne kadar kime ne yazdırdınız?
Eğer ortada bir para varsa, bir yazı varsa, bir ilişki varsa…
Bunu açıklamak en çok sizin sorumluluğunuz değil mi?
Yoksa mesele para değil de, gerçeklerin rahatsız etmesi mi?
---
Gazetecilik; parayla değil, vicdanla yapılır.
Ve vicdanı olan kalemler, hiçbir iftirayla susmaz.