Gözün sinsi düşmanı ’Sarı Nokta’ hastalığına dikkat

Merkezi görme kaybına neden olan hastalığın ciddiye alınması gereken bir hastalık olduğunu söyleyen Doç. Dr. Esra Ayhan Tuzcu, “Tıbbi adı makula olan sarı nokta, gözün arkasında retinanın ortasında bulunan ve merkezi görmeyi, cisimleri net görmemizi sağlayan bölgedir. Sarı nokta hastalığı tıbbi adı yaşa bağlı makula dejenerasyonu (YBMD) olan 50 yaş üstü bireylerde merkezi görme kaybının en önemli nedenidir. Sarı noktanın hasarında bireyler cisimlerin merkezini karanlık, olduğundan büyük veya küçük, düz çizgilerde kırılmalar şeklinde görebilir. Hastalığın ilerleyen dönemlerinde yüzleri tanıma, okuma-yazma, yemek yapma ve yemek yeme gibi günlük işlerin yapılmasını engelleyip kişiyi başkalarına muhtaç bırakabilir” diye konuştu.

Gözün sinsi düşmanı ’Sarı Nokta’ hastalığına dikkat
banner764

Merkezi görme kaybına neden olan hastalığın ciddiye alınması gereken bir hastalık olduğunu söyleyen Doç. Dr. Esra Ayhan Tuzcu, “Tıbbi adı makula olan sarı nokta, gözün arkasında retinanın ortasında bulunan ve merkezi görmeyi, cisimleri net görmemizi sağlayan bölgedir. Sarı nokta hastalığı tıbbi adı yaşa bağlı makula dejenerasyonu (YBMD) olan 50 yaş üstü bireylerde merkezi görme kaybının en önemli nedenidir. Sarı noktanın hasarında bireyler cisimlerin merkezini karanlık, olduğundan büyük veya küçük, düz çizgilerde kırılmalar şeklinde görebilir. Hastalığın ilerleyen dönemlerinde yüzleri tanıma, okuma-yazma, yemek yapma ve yemek yeme gibi günlük işlerin yapılmasını engelleyip kişiyi başkalarına muhtaç bırakabilir” diye konuştu.

OFM Antalya Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Esra Ayhan Tuzcu, sarı nokta hastalığının ileri yaş, sigara kullananlarda ve aile de sarı nokta hastalığı olan kişilerde sık görüldüğünü dile getirdi. Hastalığın sinsi bir hastalık olduğunu da söyleyen Doç. Dr. Tuzcu, “Sarı nokta hastalığı erken dönemde bulgu vermediği için sinsi bir hastalıktır. Bu nedenle 50 yaşından sonra her yıl kapsamlı ayrıntılı retina muayenesi yapılmalıdır. Sarı nokta hastalığının iki tipi vardır. Kuru tip daha sık görülen görme kaybının yavaş olduğu tipidir. Yaş tip ise görme kaybının çok hızlı olduğu ve daha hızlı ilerleyen tipidir. Sarı nokta hastalığının tanısı muayene ve Retina Tomografisi (OCT) ile konur. Yaş tipten şüphenilen hastalarda fundus floresein angiografi (FFA) çekilir" dedi.

"Hastalığın ilerlemesini durduran etkili bir tedavi henüz yok"

Günümüzde sarı nokta hastalığının ilerlemesini durduran her hangi bir tedavi olmadığını söyleyen Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tuzcu, şöyle devam etti:

“Günümüzde, sarı nokta hastalığı aşamasında hastalığın ilerlemesini durduran herhangi bir etkili tedavisi yoktur. Erken dönemde yakalanan ve kuru tip sarı nokta hastalığında yılda 2 kez retina hastalıklarında uzman bir göz hekimi muayenesi ve OCT ile takibi önemlidir. Çünkü kuru tip sarı nokta hastalığı ilerleyen dönemlerde yaş tipe dönüşebilir. Bu hastalıkla ilgili yapılan bilimsel çalışmalar antioksidan yiyeceklerle beslenme dışında vitamin ve minerallerin günlük alımının hastalığın ilerlemesini yavaşlatabildiğini bildirmişlerdir. Bu sebeple günümüzde hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak ve önlemek için göz doktorunun önerisiyle özel vitamin kombinasyonu tabletlerinin kullanılması yararlı olabilir."

"Yaş tipinde görme kaybı ciddi ilerliyor"

Sarı nokta hastalığının yaş tipinde görme kaybı çok ciddi ve ilerleyici olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Tuzcu, “Sarı nokta hastalığın yaş tipinde göz içine enjeksiyon önerilmektedir. Bazı hastalarda soğuk lazer olarak bilinen fotodinamik tedavi de yapılmaktadır. Günümüzde yaş tip sarı nokta hastalığında en sık kullanılan yöntem göz içi enjeksiyonudur. Bu tedavi hastanın görme düzeyinde artışa ve ilerleyişi durdurmayı hedeflemektedir. Göz içi enjeksiyonu ilk uygulamada birer ay arayla en az 3 doz yapılmalıdır. Daha sonra aylık kontroller yapılmalıdır. Kontrollerde tekrarlama görülürse göz içi enjeksiyonu tekrarlanır. Göz içi enjeksiyonu ameliyathane şartlarında steril ortamda yapılmaktadır. Enjeksiyon işlemi öncesinde göz yüzeyi mikrop öldürücü solüsyonla temizlenir. Hastaya uyuşturucu damla damlatıldığı için işlem sırasında ağrı duymaz. İşlem 1-2 saniye sürer. İşlem sonrası göze antibiyotikli damla damlatılarak göz bandaj ile kapatılır. Göz içi enjeksiyondan birkaç saat sonra hasta normal hayatına dönebilir. Enjeksiyon sonrası birkaç gün antibiyotikli damla kullanmalıdır ve enjeksiyondan bir gün sonra kontrole gelmelidir” ifadelerini kullandı.

Doç. Dr. Esra Ayhan Tuzcu, Sarı nokta hastalığının tedavisine ilişkin açıklamalarını şu ifadelerle tamamlandı:

“Hastaların enjeksiyondan sonra en çok şikayetleri gözde yanma batma şikayetidir. Bu şikayetin nedeni göz yüzeyinin temizlenmesinde kullanılan mikrop öldürücü solüsyonun tahrişine bağlıdır. Enjeksiyonun en önemli riski göz enfeksiyonudur. İşlem ameliyathanede steril şartlarda yapıldığı zaman bu risk çok azalmaktadır. Bu hastalıkta enjeksiyon sayısı hastadan hastaya değişebilir. Bazı hastalar üç enjeksiyondan sonra tekrar enjeksiyona gerek duymazken bazı hastalar 50-60 kez enjeksiyona ihtiyaç duyabilir. Hastalar göz içi enjeksiyonu ilk duyduklarında çok korkmaktadır. Ama işlemi olduktan sonra enjeksiyonun o kadar da korkutucu olmadığını belirtmektedirler. Sarı nokta hastalığının tedavisinde yeni ilaçlarla ilgili birçok çalışma bulunmaktadır. Yeni ilaçların amacı enjeksiyon sayısını azaltmak ve daha etkili bir tedavi sağlamaktır."

Güncelleme Tarihi: 10 Şubat 2021, 15:34
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER