Bir başka yaygın giyecek de şapka. Şapkalarda, anahtarlıklarda araba markalarının, çeşitli kentlerin ve bu kentlerde bulunan saygın kurumların adı yazıyor. Tabii gene tanıtım. Bu tanıtımın özelliği bilmeden, farkına varmadan, bağırıp çağırmadan yapılması. Yani sübliminal bir tanıtım.
Bu konuda yazılmış bir yazıya, bir uyarıya rastladınız mı bilmem. Ben rastlamadım. Aslında ülkelerin ve kurumların tanıtılmasına karşı değilim. Ama bunca yetkin kurumu olan güzel yurdumun o kurumları değil de yabancı kurumları tanıtması beni rahatsız ediyor. Sonra da bizim kurumumuz yok diye ağlaşıyoruz.
Bizim de seçkin bankalarımız, yetkin üniversitelerimiz, dünya çapında markalarımız varken neden beleş yere yabancıların tanıtımını yapıyoruz ki... Ben yabancıların tanıtım yapmak için hiçbir fırsatı kaçırmadığını düşünüyorum. Biraz da tanıtım iki yönlü çalışır. Yani birisine kendinizi tanıtırsanız o sizi bilir. Birisi sizi bilirse siz de kendinizle gurur duyar o ada layık olmaya çalışırsınız.
Ben Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi mezunuyum. Üniversitem de fakültem de köklü birer kurum. Gel gelelim tanıtımı zayıf. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk üniversitesi ve Atatürk’ün özel bir misyonla kurduğu bir fakülte olmasına rağmen yeni kurulan Fen-Edebiyat Fakülteleri ile aynı gibi görülüyor. Ama üniversite ve bilgiyle bilimle hiçbir ilgisi olmayan birinin üzerindeki tişörtte yabancı bir üniversitenin adı yazılı. Özellikle Amerikan üniversiteleri, Amerikan takımları, Amerikan markaları... Sonra da diyoruz ki Amerika çok büyük bir devlet. Çünkü herkes göğsünün üstünde o ülkenin bayrağını, o ülkenin markalarını taşıyor. Bu kadar reklam milletini ve ülkesini seven herkesi komplekse sokar. Bizimkiler için ne söylenebilir? Ya ülkesini yeterince sevmiyor, ya da durumun farkında değil.
En dindar ve en milliyetçi olanların bile kapağı Amerika’ya ya da bir Avrupa devletine atmak için aş erdiğini hepimiz biliyoruz. Tıpkı geleneksel içeceğimiz olan ayran ve çeşitli şerbetlerin yerini cocacolanın aldığı gibi kendi markalarımıza bakmayanlar, başka ülke markalarını baş üstünde gezdiriyor. Seçkinler kuru fasulye pilav değil de piza ve hamburger yiyor. Neden? Çünkü onların tanıtımı yüksek. Hem akıllıca, hem süreklice, hem pahalıca.
Hangi gavurdu hatırlayamadım “Ezan ve çan olduğuna göre Tanrı’nın bile reklama ihtiyacı olmalı...” diyen.
SOMSÖZ:
BU MİLLET AŞAĞILIK DUYGUSUNDAN KURTULMAYACAK MI?
17 Nisan 2026