Dijital dünyada görünmez bir izleme ağı giderek genişliyor. Araştırmalara göre Google, internet sitelerinin yaklaşık yüzde 70’inde çeşitli analiz ve reklam araçları aracılığıyla kullanıcı davranışlarını belli ölçüde takip edebiliyor.
Bu takip çoğu zaman “piksel” adı verilen küçük kod parçalarıyla yapılıyor. Ziyaret edilen sayfa, tıklanan bağlantı ve arama yapılan konu gibi bilgiler anonim ya da kimlikle ilişkilendirilebilir biçimde büyük teknoloji şirketlerine aktarılabiliyor.
Özellikle ABD’deki sağlık kurumlarında durum daha dikkat çekici. Verilere göre hastanelerin yaklaşık yüzde 66’sı, hasta deneyimini ölçmek ya da dijital performansı analiz etmek amacıyla takip pikselleri kullanıyor. Ancak bu sistemler, kullanıcıların hangi klinik sayfasına girdiği ya da hangi hastalık hakkında bilgi aradığı gibi hassas verilerin de teknoloji şirketlerine iletilmesine yol açabiliyor.
Takip piksellerinin kullanımı birçok ülkede yasal çerçevede mümkün olsa da veri koruma mevzuatları önemli sınırlamalar getiriyor. Açık rıza, veri minimizasyonu ve şeffaflık ilkeleri bu alandaki temel kriterler arasında yer alıyor.
Uzmanlar, büyük teknoloji şirketlerinin yalnızca kendi platformlarındaki kullanıcıları değil, hesabı olmayan internet ziyaretçilerini de çerez ve piksel teknolojileri üzerinden izleyebildiğine dikkat çekiyor. Bu durum ise dijital mahremiyet tartışmalarını yeniden alevlendiriyor.
Kullanıcıların ise gizlilik ayarlarını kontrol etmeleri, çerez tercihlerini gözden geçirmeleri ve veri koruma bilincini artırmaları öneriliyor.





