“Ben oldum” deyip ortalığa çıkan, sonra da hiçbir şey okuyup hiç kimseyi dinlemeye gerek duymayan “beşik uleması” hariç.
Bazen bir şeylerin eksik olduğunu seziyor, ama neyin eksik olduğunu bulamıyorsunuz. Ta ki biri size “Bu, budur” deyinceye kadar. Bulduğunuz zaman taşlar yerine oturuyor ve Arşimet gibi yarı çıplak meydana fırlayıp, “Evraka! Evraka!” diye haykırmak geliyor içinizden.
“Bu, budur” diyen kişinin ille de bir ulema, ya da evliya olmasına da gerek yok. Bazen bir çocuk, hatta bir hayvandan da bir şeyler öğrenebiliyorsunuz. Yeter ki zihniniz açık olsun. “Gafile kelam, nafile kelam” ne kadar doğruysa, “bir ima, bin mana” da o kadar doğru.
Bu çerçevede ben de kitaplar arasında ve internette sörf yapıyorum. Bir balıkçı sabrı ile dolaşıyor ve bekliyorum. Bekliyorum ki oltaya güzel bir şeyler takılsın.
Bu sefer Ege Cansen’in 25 Mayıs 2023 tarihli Sözcü gazetesindeki “Beka ve Büka” adlı yazısı takıldı oltaya. Biz seçimi bir ölüm kalım sorunu olarak görüp birbirimizi yemeye çalışırken Usta bakın ne diyor?
“Son tahlilde seçim, ülkeyi yönetecek adamı seçmektir. Yönetime talip olan kişilerle seçmenler arasında yapay değil, doğal bir zihniyet benzeşmesi olması gerekir. Bu zihniyet benzeşmesinin bir boyutu da ekonomiyi kavrayıştadır. Eskiden beri sağ partiler “büyümeye,” sol partiler “bölüşmeye” ağırlık verir. Sanılanın aksine halk, ekonomiye sağdan bakar. Özellikle kendi hesabına çalışanların bakış açısı budur. Vatandaş bilhassa iş adamları borçtan korkmaz. Borcum önemli değil, yeter ki malım mülküm olsun der. Ekonomi, finansal değil, fizik bir fenomendir. Bir numaralı göstergesi Gayri Safi “Hasıla”dır (Product). Hasıla, hasıl etmekten yani üretmekten gelir. Dolayısıyla ekonomi üretimdir. Ekonomideki her şeyin evrenin fizik katmanında bir izdüşümü olmalıdır. AKP bunun farkındadır. Onun için fizibilitesine bakmadan görkemli eserler inşa ettirmektedir. İnşa edilen bina, yol, köprü, fabrika, hastane ne kadar iriyse halkın gözünde iktisadi politikada başarı o kadar büyüktür.”
Burada elbette bizim görüşümüze uyan veya uymayan düşünceler olabilir. Ben, “Eskiden beri sağ partiler “büyümeye” sol partiler “bölüşmeye” ağırlık verir” cümlesini uyarıcı buldum. Yani hem solcuyum deyip hem büyümeyi savunmak ya da hem sağcıyım deyip hem de adil bölüşüm istemek ve beklemek pek doğru bir yaklaşım değil. Böyle yaparsanız sükût-ı hayale uğramak kaçınılmaz.
Belki de bizim hayal kırıklıklarımız kendimizin de farkına varmadığı çelişkilerimizden kaynaklanıyor. Hem kalkınmak istiyoruz, hem de az çalışmak. Hem her şeyi bilmek istiyoruz, hem de merak etmek istemiyoruz. Hem neslimiz sürsün istiyoruz hem de çocuk kahrı çekmek istemiyoruz.
SOMSÖZ: YAŞAM BİR TERCİHLER ZİNCİRİDİR. HEM AĞLAYIP HEM GİTMEKSE KADER.