TÜRKİYE YÜZYILI DENİNCE NE ANLIYORUM? 2

Abone Ol

Türkiye Yüzyılı denince ben tıkır tıkır işleyen bir adalet sistemi anlıyorum. İnsanların mahkemelerde sürünmediği, mahkemelerin kısa sürede karar verdiği ve vatandaşın işine gücüne baktığı bir zaman dilimi anlıyorum. Yüksek mahkemelerin siyasi kadro ile doldurulduğunu ve siyasileştiğini, yerel mahkemelerin yüksek mahkemelerin kararına itibar etmediğini gördükçe adalete olan inancım sıfırlanıyor. Hükümetin yaptığı birçok tasarrufun Sayıştay ve meclis denetiminden yoksun olduğunu gördükçe içim kararıyor. Bunlar demokrasinin olmazsa olmazıdır.

Türkiye Yüzylı denince ben devlet kurumlarının her koşulda dosdoğru işler yapmasını bekliyorum. Devletin istatistik Enstitüsü’nün emirle enflasyon rakamı açıklamasını aklım almıyor. Devletin savunma ve silah sanayi kurumları dururken neden özel bir şirketin bu kadar öne çıktığını anlamakta zorluk çekiyorum. Güzel yurdumda pancar ekilebilir o kadar arazi varken devlet şeker fabrikalarını neden özelleştirir ve pancar ekimine kota koyar bilemiyorum. Tekel gibi milyonlarca kişinin istihdam edildiği bir sektörü neden yabancı şirketlere satar anlayamıyorum.

Özal ile başlayan özelleştirme furyası, daha sonra ortaya çıkan küreselleşme modası bütün hükümetler zamanında büyük büyük işletmeler elden çıktı. Bu şirketleri iyileştirmek için parmak bile kımıldatılmadı. Bu 40 yılda iktidar sahipleri hep milliyetçi ve muhafazakâr kadrolardı. Bu dönemde milliyetçiler hep öğündü. Elimizde ne kaldı? Üçün biri.

Türkiye Yüzyılı denince ben insanlara değer verilen bir ülke düşünüyorum. İnsanların beden sağlığı, akıl ve ruh sağlığı yerinde olsun. Doğru karar versinler, erdemli olsunlar. Herkes onların kendi sağlığını koruduğundan emin olsun. Devlet ülke insanının sağlığını uluslar arası ilaç tekellerine emanet etmesin. Hele hele üfürükçü ve muskacılara hiç izin vermesin. Bunların iyi bir eğitimle gerçekleşeceğine inanıyorum.

22 Yılda hükümet eğitimi bir türlü rayına oturtabilmiş değildir. Hiçbir üniversitemiz dünya liginde yok. Bu durumda eğitim sorununu çözmüş sayılabilir miyiz? Ben birkaç üniversitemizin dünya liglerinde yarışa katılmasını bekliyorum. Üniversiteler bilim üreten kurumlardır. Bilgi güçtür, bilgi silahtır, bilgi ekmektir. Bilgi yoksa her şeyi dışarıdan almak zorunda kalırız.

Türkiye Yüzyılı’nda iktidarın muhalefetle ve Cumhuriyet’in kurucularıyla kavga etmemesi lazım. Kavga ederse, Türkiye Yüzyılı gibi iddialı bir sloganın içi boşalır, pörsür. Öyle bir söylem, ülke barışını bozar. Çünkü ülke içindeki yandaşlar da vur deyince öldürmeye çok meraklı. Barış bozulursa her şey bozulur.

Erdoğan gelecek 5 yıllık iktidarında yukarıda şikayet ettiğimiz davranışlarını değiştireceğine dair bir söz söylemiş değildir. Aynen devam edeceğine dair güçlü sinyaller vardır. Meclisteki iktidar ortağı Bahçeli Anayasa Mahkemesi kaldırılsın, yeni bir Anayasa hazırlansın gibi akıl tutulması ürünü sözler söylüyor. Millet kendisine % 10’un üzerinde oy verince Bahçeli Hitler ve Mussolini’nin gördüğü düşleri görmeye başladı. Bunlar hayra alamet şeyler değil. Hatta Türkiye Yüzyılı gibi iddialı bir sloganı tehlikeli hale getiriyor.

SOMSÖZ: TÜRKİYE YÜZYILI: OLURSA HOŞ, OLMAZSA BOŞ…

{ "vars": { "account": "G-D88DGY52YP" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }