Akın Gürlek’in Adalet Bakanlığı’nda göreve atanmasının ardından, yargı uygulamasında kısa sürede hissedilebilir bazı düzenlemelerin hayata geçirileceği yönünde beklentiler artıyor. Özellikle kamuoyunda uzun süredir ciddi rahatsızlık yaratan kira-tahliye, boşanma ile nafaka ve mal paylaşımı davalarının daha kısa sürede sonuçlanmasına yönelik adımların gündeme gelmesi dikkat çekiyor.
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan hukukçu Prof. Seyithan Deliduman, yargı süreçlerinin uzunluğunun yalnızca hukukçuların değil toplumun büyük bir kısmının en önemli yakınmalarından biri haline geldiğini söyledi. Deliduman’a göre özellikle son yıllarda bazı davaların sonuçlanma süresi on yılı aşabiliyor.
Deliduman, Türkiye’de Bölge Adliye Mahkemeleri olarak bilinen istinaf mahkemelerinin kurulmasının ilk aşamada davaların daha hızlı sonuçlanmasına katkı sağladığını ancak zaman içerisinde sistem üzerinde tam tersi bir etki doğurduğunu ifade etti.
“Başlangıçta dosya yükünü azaltması beklenen istinaf mekanizması, zamanla yeni bir yargı katmanı oluşturarak süreçleri uzatır hale geldi. Bugün bazı dava türlerinde on yılı aşan süreçlerin artık neredeyse rutin hale geldiğini görüyoruz. Bu durumun sürdürülebilir olmadığı açık,” dedi.
Kira ve boşanma davaları öncelikli
Prof. Deliduman, özellikle mal sahipleri ile kiracılar arasında ciddi husumetlere yol açan kira ve tahliye davaları ile eşler ve aileler arasında derin anlaşmazlıklar doğuran boşanma davalarının daha hızlı sonuçlandırılmasının toplumsal barış açısından da büyük önem taşıdığını vurguladı.
Adalet Bakanlığı tarafından hazırlıkları sürdürülen ve kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen düzenlemelerin bu açıdan “elzem denecek derecede önemli” olduğunu belirten Deliduman, söz konusu paketin yargılamanın hızlandırılması açısından kritik bir dönüm noktası olabileceğini söyledi.
“Atlama yoluyla temyiz” reform olabilir
Deliduman, 12. Yargı Paketinde yer alması beklenen önemli başlıklardan birinin de atlama yoluyla temyiz kurumu olduğunu belirterek, bazı davaların doğrudan yüksek yargıya taşınabilmesinin usul ekonomisi bakımından ciddi bir reform anlamına geleceğini ifade etti.
“Bu mekanizma sayesinde bazı dosyalar istinaf aşamasını beklemeden üst mahkemeye taşınabilecek. Böylece hem yargı yükü azalacak hem de tarafların yıllarca süren belirsizlik içinde kalmasının önüne geçilebilecek,” dedi.
“Sahadan gelen bir isim”
Deliduman’a göre, yargı teşkilatından gelen bir ismin yönetimde olması reform sürecine avantaj sağlayabilir.
“Sayın Bakanın sahadan gelen bir hukukçu olması, sorunları doğrudan uygulamadan görmüş olması anlamına geliyor. Bu da çözüm yolları üretme noktasında önemli bir avantajdır,” değerlendirmesinde bulundu.
Hukuk çevreleri, söz konusu düzenlemelerin hayata geçirilmesi halinde özellikle kira, tahliye ve boşanma davalarında yıllardır eleştirilen uzun yargılama sürelerinin önemli ölçüde kısalabileceğini değerlendiriyor.




