YETİŞTİRMEK

Abone Ol

Yeni tanıştığımız bir arkadaş, “Öğretmenim” deyince, “Kim bilir ne kadar öğrenci yetiştirmişsinizdir hocam?” deyiverdi. İçim cız etti ve “Yetiştirmedim” deyiverdim. Hayretle yüzüme baktı ve “Nasıl yetiştirmediniz?” diye sordu. Ben aynı kayıtsızlıkla “Yetiştirmekten ne anladığınıza bağlı…” diye cevap verdim.

Elbette bizim öğrencilerimiz de öğretmen, avukat, doktor, mühendis oldu. Eğer yetiştirmekse her meslekten birey yetiştirdik. Hiçbiri de kötü insan olmadı. Kendi halinde, ailesinin mutluluğu ve işinin devamı davasında. Bu yeterli mi? Bence değil.

Şu veya bu olmak yetişmek sayılmıyor bence. Yaptığı işten keyif almak, işini iyi yapmak, geleceğe dönük bir şeyler yaparak toplumuna yararlı olmak da lazım. Kişi yaptığı işten yakınıyorsa, kaytarmak için bahaneler arayıp buluyorsa, günübirlik malayani işlerle uğraşıyorsa o kişi mesleği ve kazancı ne olursa olsun hamdır, yetişmemiştir.

Hâlbuki bir yumurtası olan kişi bir tavuk çiftliği düşlermiş. Birçok çocuk yapan kişi onların gölgesinde barınmayı ve sükûnetle ölmeyi dilermiş. Ben de öğretmenlerin kendi hedeflerini gerçekleştiren öğrencileri olması gerektiğini düşünüyorum. Türkçenin sorunlarını ciddiye alan bir kuşak bekliyordum. Olmadı. Türkçe günden güne batıyor, ne hükümetten ses var, ne de aydınlardan ve bürokrasiden. Bu durumda bizim kuşak işini yapmadı, yapamadı demektir. Son iki üç kuşaktaki kültürel erozyon bizim eserimizdir. Bunu ne dış düşmanlarla ne de iç düşmanlarla açıklayabiliriz.

20 yıl çalışan bir edebiyat öğretmeni düzenli ve sürekli okuyan, yazan, toplumsal konularda inisiyatif alan bir tek kişi yetiştirmez mi? Ben yetiştiremedim. Benim öğrencilerimin hepsi de dersine girer çıkar, maaşını alır, keyfine bakar.

Bunda elbette bizim eksikliğimiz var. Ama bizi yetiştirenlerin eksikliği daha çok. Yolumuzun kesiştiği öğretmenlerin ve arkadaşlarımızın etkisi daha çok.

Sadece ben de değilim öğretmen olup öğrenci yetiştiremeyen. İlahiyat fakültesi okuyup batıl inançlara çakılan, Fen bilgisi öğretmeni olup deneyin ve deneysel bilginin önemine inanmayan, coğrafya öğretmeni olup öğrenciye en azından çevredeki yer altı ve yeryüzü jeolojisinden söz etmeyen birçok öğretmen var. Bunların türevleri kuru çaya köprü yapan inşaat mühendisi, otla ağacı ayıramayan ziraat mühendisidir. Bizim türevimiz de Türkçenin kafasını gözünü yaran, -de eki ile de edatını ayıramayan, Türkçe sözcük yerine başka her dilden sözcüğü kullanmaktan kaçınmayan bissürü budala.

SOMSÖZ: YETİŞMEDİK, YETİŞTİRMEDİK, YETİŞTİREMEDİK.

{ "vars": { "account": "G-D88DGY52YP" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }