GENEL

Çanakkale Geçilmez: Bir Milletin Canıyla Yazdığı Destan

Yeryüzünde bir eşine kolay kolay rastlanmayacak bir destandır “Çanakkale Geçilmez!” sözü… Bu, sadece bir savaşın adı değildir. Bu, toprağa düşen bedenlerin; ama dimdik ayakta kalan bir milletin iradesidir. Bu, mermiden önce imanın, silahtan önce inancın, ölümden önce vatan sevgisinin konuştuğu bir diriliştir.

Abone Ol

Çanakkale’de sadece askerler savaşmadı.
Orada analar evlatsız kaldı.
Kadınlar dul kaldı.
Çocuklar babasız büyüdü.
Kardeşler, ağabeysiz ve kardeşsiz kaldı.
Nice ocak söndü, nice yuva sessizliğe büründü.
Ama bütün o acılara rağmen bir millet, bayrağı yere düşürmemek için serden geçti. Canından geçti. Gençliğinden geçti. Hayallerinden geçti. Çünkü mesele bir toprak parçası değildi; mesele vatanın namusu, milletin haysiyeti, bayrağın şerefi idi.

Çanakkale’de insanlar ölümü göze almadı sadece;
ölümü çoktan aşmış bir teslimiyetle yürüdü siperlere.
Birçoğu daha bıyığı terlememiş delikanlıydı.
Birçoğu ardında gözü yaşlı bir anne, bir eş, bir kardeş bıraktı.
Ama hiçbiri geri dönmeyi öncelemedi. Çünkü onlar biliyordu:
Eğer vatan düşerse, geride ne ana kalır, ne evlat, ne de bayrak.

Bugün dönüp kendimize bakınca içimiz burkuluyor.
O gün yokluk içinde vatanı yaşatmak için can verenlerin torunları olarak, bizler bugün elimizdeki kıymetin ne kadar farkındayız?
Hangi fedakârlığın üzerinde yaşadığımızı ne kadar hatırlıyoruz?
Hangi duanın, hangi gözyaşının, hangi şehadetin bize bu toprakları emanet ettiğini ne kadar düşünüyoruz?

Bugün rahatça konuşabiliyorsak, sokaklarımızda özgürce yürüyebiliyorsak, ezanlarımız susmuyorsa, bayrağımız gönderde dalgalanıyorsa; bu, Çanakkale’de toprağa düşenlerin hakkıdır. Onlar bizim bugünümüz için can verdi, biz ise bazen bugünün kıymetini bilmeden yaşıyoruz. Küçük hesapların, günlük çıkarların, bitmeyen şikâyetlerin arasında; böyle bir destanın emanetçileri olduğumuzu unutuyoruz.

Oysa Çanakkale, sadece geçmişte kalmış bir zafer değildir.
Çanakkale, bugüne söylenmiş bir uyarıdır.
Bir milletin ne zaman birlik olursa aşılmaz olduğunu, ne zaman inancını diri tutarsa yıkılmaz olduğunu gösteren büyük bir derstir.

Bu yüzden Çanakkale’yi anmak, sadece törenlerde birkaç cümle kurmak değildir.
Çanakkale’yi anlamak gerekir.
Dul kalan kadınların sessiz çığlığını duymak gerekir.
Babasız büyüyen çocukların yüreğini hissetmek gerekir.
Kardeşsiz kalanların içindeki yangını bilmek gerekir.
Ve sonra dönüp bugünkü hâlimize bakıp utanmak gerekir.
Çünkü bize düşen, sadece o destanı alkışlamak değil; o destana layık bir duruş sergilemektir.

Çanakkale’de can verenler, bu milletin hafızasına şunu kazıdı:
Vatan; rahatla değil, fedakârlıkla korunur. Bayrak; sözle değil, bedelle ayakta kalır.

Bugün bize düşen görev bellidir:
Geçmişin bedelini unutmadan yaşamak, millet olmanın sorumluluğunu taşımak ve bu emaneti hakkıyla gelecek nesillere aktarmak.

Çünkü Çanakkale geçilmedi.
Geçilmedi; çünkü iman vardı.
Geçilmedi; çünkü fedakârlık vardı.
Geçilmedi; çünkü bu millet, gerektiğinde serden geçmesini bildi.

Ama asıl soru bugün şudur:
Biz, onların bize bıraktığı bu vatanın kıymetini gerçekten biliyor muyuz?

Mehmet ŞENTÜRK (18 Mart 2026 Çarşamba)

Çanakkale Geçilmez destanı, Türk milletinin tarihine altın harflerle yazılmış en büyük kahramanlık hikâyelerinden biridir. Çanakkale Zaferi, vatan uğruna canını feda eden kahramanların mücadelesini simgeler. Bu büyük mücadelede hayatını kaybeden şehitler, milletin bağımsızlığı için en büyük bedeli ödemiştir. Türk tarihi içinde önemli bir yere sahip olan bu destan, bugün de vatan sevgisinin en güçlü simgelerinden biri olarak anılmaktadır.

{ "vars": { "account": "G-D88DGY52YP" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }