Soğuk Savaş sonrası kurulan öngörülebilir diplomatik düzen, son yıllarda zaten ciddi biçimde sarsılmaya başlamıştı. Ancak son körfez krizi (savaşı) ile birlikte görüldü ki, uluslararası siyasette dikkat çeken gelişmelerden biri, büyük güçlerin dış politika kararlarında daha değişken ve zaman zaman çelişkili bir görüntü vermesidir.

Özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nin Orta Doğu politikalarında, kısa süre içinde değişebilen açıklamalar görülmektedir. Bu tablo, klasik diplomasi anlayışının dışında yeni bir siyasal yöntemin öne çıktığını göstermektedir. Bu yaklaşım, “öngörülemezlik doktrini” olarak tanımlanabilir.

Klasik Diplomasi Anlayışının Değişimi

Geleneksel uluslararası ilişkiler anlayışında devletlerin hesaplanabilir ve belirli stratejik çizgiler doğrultusunda hareket ettiği kabul edilir. Diplomasi ise karşılıklı güven, süreklilik ve öngörülebilirlik üzerine kurulur.

Ancak günümüzde başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere bazı devletlerin bu çerçevenin dışına çıktığı görülmektedir. Dün reddedilen bir politikanın kısa süre sonra yeniden gündeme gelmesi, sert açıklamaların ardından yumuşama mesajları verilmesi ya da müttefiklere verilen mesajlarla sahadaki uygulamaların örtüşmemesi, bu değişimin örnekleri arasında sayılabilir.

Öngörülemezlik Bir Araç Olarak mı Kullanılıyor?

Belirsizlik, zaman zaman dış politikada bilinçli biçimde kullanılan bir araç olabilir. Rakibin hangi adımın geleceğini kestirememesi, karar alma sürecini zorlaştırır. Bu durum özellikle kriz dönemlerinde psikolojik baskı oluşturabilir. Ani açıklamalar, beklenmedik politika değişiklikleri veya farklı kurumlar tarafından verilen çelişkili mesajlar, dışarıdan bakıldığında düzensizlik gibi görünse de bazı durumlarda stratejik hesaplamanın parçası olabilir.

Dijital iletişim çağında dış politika yalnızca kapalı kapılar ardında yürütülmemektedir. Liderlerin sosyal medya üzerinden doğrudan açıklama yapabilmesi, gündemin çok hızlı değişmesi ve kamuoyunun anlık tepkilerinin önem kazanması, karar alma süreçlerini de etkilemektedir. Bu nedenle artık yalnızca tutarlılık değil, dikkat çekme ve gündemi belirleme kapasitesi de önem taşımaktadır. Kısa süreli çıkışlar veya sert açıklamalar, hem iç kamuoyuna hem de dış aktörlere mesaj verme aracı haline gelmiştir.

Uzun Vadeli Riskler

Her ne kadar öngörülemezlik kısa vadede avantaj sağlayabilse de uzun vadede bazı sorunlar doğurabilir. Sürekli değişen politikalar, müttefiklerin güvenini azaltabilir. Aynı zamanda uluslararası hukuk, diplomatik teamüller ve ittifak ilişkileri üzerinde aşındırıcı etkiler yaratabilir.

Devletler arası ilişkilerde güvenin zayıflaması, krizlerin yönetimini daha zor hale getirebilir.

Yeni Dönemin Sorusu

Bugün uluslararası siyasette esneklik ve hızlı manevra kabiliyeti daha fazla önem kazanmıştır. Ancak belirsizlik üzerine kurulu bir siyaset tarzının ne kadar sürdürülebilir olduğu tartışmalıdır.

Devletler gerçekten kontrol ettikleri bir belirsizlik mi üretmektedir, yoksa zamanla kendilerinin de yönetmekte zorlanacağı bir düzensizlik ortamı mı oluşturmaktadır? İşte cevaplandırılması bu aşamada zor görünen soru budur.

Sonuç

Öngörülemezlik yaklaşımı, günümüz küresel siyasetinde giderek daha görünür hale gelmiştir. Kısa vadede bazı stratejik kazanımlar sağlasa da uzun vadede güven, istikrar ve iş birliği açısından ciddi sorunlar doğurabilir. Bu nedenle geleceğin uluslararası düzeni, belirsizliğin ne ölçüde yönetilebilir olduğuna bağlı olacaktır. Kişisel kanaatim belirli bir dozaja kadar tolere edilebilir ancak fazlası yapana faydadan çok zarar verir. Çünkü belirsizlik, sadece rakibi değil failini de yalnızlaştırabilir.

PROF. DR. SEYİTHAN DELİDUMAN