Türkiye, son yılların en kritik kırılma noktalarından birine doğru hızla ilerliyor. Uzun süredir hem iç hem dış politikada büyük bir yük ve travma konusu olan terör meselesi, bu kez farklı bir kavşakta kendini gösteriyor.
Türkiye, son yılların en kritik kırılma noktalarından birine doğru hızla ilerliyor. Uzun süredir hem iç hem dış politikada büyük bir yük ve travma konusu olan terör meselesi, bu kez farklı bir kavşakta kendini gösteriyor. Abdullah Öcalan’ın 19 Haziran tarihinde kayda alınan ve dün kamuoyuna yansıyan görüntülü mesajı, sadece bir çağrı değil; aynı zamanda bir dönemin fiilen sona erdiğinin işaret fişeği olabilir mi?
Prompter Karşısında Okunan Manifesto
Mesajın biçimi bile başlı başına anlamlı. Öcalan’ın prompterdan okuduğu, açık ve profesyonelce kurgulanmış bir metin. Yani bir duygusal mektup değil; örgüte, devlete ve kamuoyuna eşzamanlı olarak iletilmek istenen bir siyasi bildiri.
Kritik vurgulardan biri, bu mesajın “özgür iradeyle” verilmiş olduğuna özellikle dikkat çekilmesi. Bunun altını çizme ihtiyacı, örgüt içindeki bazı grupların hâlâ sürece mesafeli yaklaştığını, “acaba baskı altında mı yazıldı?” şüphesine cevap verilmek istendiğini gösteriyor.
PKK’nın Sonuna Doğru mu?
Öcalan’ın mesajının özünde şu cümle yatıyor: “Ulus devlet arayışı sona erdi, örgüt silahı bırakmalı ve demokratik siyasete geçmeli.”
Bu, PKK için hem bir vedanın hem de mecburi bir dönüşümün ilanı olabilir. Suriye’de ABD'nin Kürt politikalarının değişmesi, Türkiye’nin içeride ve dışarıda artırdığı askeri baskı, Ortadoğu’daki kaotik dengeler... Tüm bu gelişmeler, Öcalan’ın da dediği gibi “bir çıkmaz sokak” halini aldı.
PKK’nın kuruluşundaki misyonunun artık miadını doldurduğu, dış aktörlerin taşeron milis gücü haline getirdiği ve örgütün “ulus devlet kurma” fikrinden reel politik gereği uzaklaştığı bir süreçteyiz.
Devlet Cephesinde Değişen Denge
Belki de en ilginç unsur, çağrının siyasi atmosferde Devlet Bahçeli’nin çıkışıyla başlaması. Yıllarca çözüm sürecine mesafeli, hatta sert muhalefet eden Bahçeli'nin, bu kez "birlik ve beraberlik" vurgusuyla sürece kapı aralaması, dengelerin ne kadar değiştiğini gösteriyor. Bu aynı zamanda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararlı duruşuyla birleşince, PKK’ya “terörü sürdürmenin artık siyaseten ve sahada karşılığı yok” mesajı da verilmiş oluyor.
Silah Bırakan İlk Grup ve Komisyon Süreci
Cuma günü silah bırakacak ilk grubun içinde KCK’dan üst düzey isimlerin yer alması bekleniyor. Bu, örgüt içinde radikal bir kırılmaya neden olabilir. Devamında ise TBMM’de kurulacak olan komisyon, bu geçişi “hukuki zemine” taşıyacak.
Özellikle infaz süresi dolanların tahliyesi, hasta ve yaşlı örgüt mensuplarının durumu, iyi hal ve entegrasyon çalışmaları gibi başlıklar ilk aşamada gündeme gelecek.
Yeni Talepler: Kayyum, Anadilde Eğitim, Yerel Yönetimler
DEM Parti'nin masaya getirdiği talepler arasında kayyum meselesi, anadil hakkı ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesi bulunuyor. Ancak devletin resmi dilinde değişiklik yapılmayacağı net biçimde ortaya konmuş durumda. Bu da “demokratik siyaset içinde mücadele” prensibini öne çıkarıyor.
Öcalan İmralı’da Kalacak ama...
Mesajın sonunda Öcalan’ın bireysel özgürlük talebinden çok, toplumsal barışa odaklandığı görülüyor. İmralı’dan çıkmak gibi bir isteği olmadığını açıkça belirtiyor. Bu, hem kamuoyunu yatıştırma hem de sürece toplumsal destek sağlama açısından önemli.
Son Söz:
Abdullah Öcalan’ın çağrısı, PKK’nın tasfiyesi ve terörün bitirilmesi açısından tarihi bir eşik olabilir. Ancak bunun başarıya ulaşması, sadece örgüt ve devlet arasındaki teknik pazarlıklarla değil; aynı zamanda kamuoyunun, siyasetin ve özellikle bölge halkının güçlü desteğiyle mümkündür.
Artık sözün, silahın yerini alması gereken zamanlardayız.