(Hoş geldin, hoş bulduk! Hoş geldiniz, hoş bulduk!)

Ben de sizler gibi, her yaşadığım gün, her ağzımı açtığımda, her Türkçe ses duyduğumda, her gün, her an, dilimin Türkçe olmasıyla, dünyanın en güzel diliyle konuştuğuma, düşündüğüme, okuduğuma – yazdığıma gönülden seviniyorum.

Yüce önderimize;
dilimizi yabancı diller boyunduruğundan kurtaran, eşsiz güzellikteki “Türk Yazı Dilini” doksan sekiz yıl önce dilimize bağışlayan,
ses bayrağımızı göklerimizde yüz yılı aşkındır durmaksızın dalgalandıran en büyük Türk Atatürk’e,
O’nun yol arkadaşlarına, yüce gönüllü halkımıza,
Kurtuluş Savaşı’nda savaşan, yurdu koruyan askerlerimize,
bu uğurda can veren, Cumhuriyet için çalışan, eserler bırakan atalarımıza, adsız kahramanlara, Cumhuriyet yazarlarımıza, Cumhuriyet aydınlarımıza
sonsuza dek sürecek bir gönül borcu duyarız…

Gönül borcu ödenemez,
bizler de en azından bu borca katkıda bulunmalıyız.

Elimizden ne gelirse onu yapmalı,
Atatürk’ün, “Türk demek Türkçe demektir!” sözünü unutmamalı,
dil bayrağımızı korumalıyız…

Günümüzde savaşlar yalnızca top tüfekle olmuyor,
asıl savaşlar değerler üzerine yapılıyor.

Gizli savaşlar,
belli etmeden yapılan algıya yönelik yaptırımlar, yönlendirmeler…

Türkçemizi sözde değil özde seviyorsak,
Türkçemize yapılan saldırılara sessiz kalamayız.

Türk Yazı Dilimiz tehlikede.
Bilgisayar ortamında, bizdenmiş gibi görünen gizli görevliler cirit atıyor, algımıza saldırıyorlar.

Kiminin görevi Türk Yazı Dilini bozmak.
Türlü bahanelerle, iyi niyet maskesiyle algıları ele geçirmek,
gözleri başka seslere alıştırmak…
Kötülüğü kanıksatmak…

Kimi, deyimlerimizle oynayarak,
dilimizin geleneksel yapısını, söyleyişini bozma yarışında.

Bozulunca da geleneksel yapımız artık
topla toplayabilirsen…
Geriye dönebilirsen…

Bakınız bilgisayar ortamına, her türlü ses ortalıkta.
Bunları yazı dilimize sokan sokana.

O korkunç görünüşlü, ne idiği belirsiz ters e’ler,
üstü inceltilmiş e’ler,
üstü yılanlı n’ler,
bir yanı aşağıya uzatılan sopa biçimli n’ler,
hırıltılı gırtlak sesleri,
Türkçemizde hiç mi hiç yeri olmayan, olmamış x’ler, w’ler, q’lar…

Ya konuşma dilimize yapılanlar?

TRT’nin “Gönül Dağı” dizisi gibi dilimizi bozmaya yönelik,
gırtlak seslerine kulağı alıştıran özel yapımlar…

Genç, okumuş adam,
“kardeş” diyecek, “gardaş” diyor,
“çok” diyecek, “çoh” diyor,
“haklısınız”, “haglısınız…”
“Aklına takma”, “tahma ağlına.”

Daha böyle neler…

X, w, q (iks, ve, kû) seslerine yol hazırlanıyor.

Deyimlerimiz de saldırıda.

Unutmamalı:
“Sinek küçüktür ama mide bulandırır.”

İşte en basit bir örnek.

Bir ortama yeni gelene ne denir?

Ev sahibi, oranın yerlisi, görevlisi, sunucusu ne der?

“Hoş geldiniz!”

Yakınsak, tek kişiyse:

“Hoş geldin!”

Eski sözlüklerimizde şöyle yazar:

“Hoş”, Farsça kökenli, duyguları okşayan, beğenilen, anlamında bir söz.
Hoş bulduk, “hoş geldiniz, safa geldiniz” gibi sözlere verilen karşılık.
“Hoş geldiniz”, bir yerde bulunanın, oraya yeni geleni karşılarken söylediği nezaket sözü.”
(Temel Türkçe Sözlük, Kemal Demiray, 1980)

Derler ya,
“Bu yaşıma geldim böyle şey duymadım.”

Aynen öyle.

“Hoş geldin” sözüne, “hoş buldum” dendiğini bu yaşıma geldim, duymamıştım.

İlk kez bunu “Milyoner” yarışmasında duydum.

A… neredeyse yarışmacıların hepsi böyle diyor.
Genci, yaşlısı, okumuşu…
Özellikle “enteli danteli…”

İpler kopmuş… Tut tutabilirsen.

Bu yanlış kullanım ne düzeltiliyor, ne uyarılıyor.
Her akşam belleklere kazınıyor.

Bir de neredeyse hepsi
“Sosyal medyada içerik üretiyor.”

Ne demekse…

Artık ulus sevgisi, yurt sevgisi de silik.

Yarışmacı kendini tanıtıyor:
“Öncelikle kendimi çok seviyorum.”

“Radyo Anatolian.”

Yavaş yavaş benliğimizi yitiriyoruz…

Gelin, bunca iç sıkan sözden sonra,
güzel bir halk deyişimizle
dilimizin kapısını yeniden aralayalım.

Bugün Bize Hoş Geldiniz Erenler

Arzu ederdiniz bir yol görmeye
Bugün bize hoş geldiniz erenler
Muhabbet bağından hey dost, güller dermeye
Bugün bize hoş geldiniz erenler

Tarihler boyunca bir milletiz biz
İlimce dünyaya vermiş idik hız
Büyük bir babanın hey dost, torunlarıyız
Bugün bize hoş geldiniz erenler

Hisse alın Çırakman’ın sözünden
Zerre kaçmaz ariflerin gözünden
Kemal Atatürk’ün, hey dost, aydın izinden
Bugün bize hoş geldiniz erenler

Feza Tiryaki
19 Ocak 2026

Ek:
https://www.youtube.com/watch?v=Fje8dwM3rVs
https://www.youtube.com/watch?v=XRiT9vx5t5c