Bir Düğün Geleneğinden Hukuk Meselesine: Türk Lirası Kimin Sorumluluğunda?
Türkiye’de düğünler sadece iki insanın hayatını birleştirdiği törenler değildir; aynı zamanda toplumun değerlerini, alışkanlıklarını ve hatta devletle kurduğu bağı da yansıtır. İşte bu nedenle Halit Mert’in yaptığı başvuru, basit bir “düğün adeti” tartışmasının çok ötesine geçerek hukuki ve kamusal bir meseleye dönüşmüş durumda.
Halit Mert, düğün ve nişan törenlerinde takılan paraların iğneyle gelinlik ve damatlık üzerine tutturulmasının, Türk Lirası’nın manevi değerine ve saygınlığına zarar verdiğini belirterek, TBMM Dilekçe Komisyonu’na e-Devlet üzerinden resmi dilekçe sundu. Talebi net:
Takıların zarfa veya sandığa konulması dışında kalan uygulamalara yasal yaptırım getirilmesi.
Bu noktada durup şu soruyu sormak gerekiyor:
Bir gelenek, hukukun üzerinde olabilir mi?
Türk Lirası Sıradan Bir Kâğıt Parçası Değildir!
Türk Lirası yalnızca alışverişte kullanılan bir ödeme aracı değildir. Devletin egemenliğini temsil eder, anayasal koruma altındadır ve üzerinde toplumsal mutabakat bulunan bir ulusal semboldür. Bu nedenle paranın korunması yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda hukuki ve ahlaki bir sorumluluktır.
Banknotların düğünlerde iğnelenmesi, buruşması, delinmesi ya da kıyafete aksesuar gibi tutturulması; iyi niyetli bir davranış olarak görülse bile hukuken sorunlu bir alan yaratmaktadır. Çünkü hukuk, niyetten çok sonuca ve etkiye bakar.
Gelenekle Hukuk Çatıştığında Ne Olur?
Türk hukuk sisteminde örf ve adetler elbette vardır. Ancak bu kuralların geçerliliği, hukuka aykırı olmamak şartına bağlıdır. Kamu düzenini, devletin temel değerlerini ya da ulusal sembolleri zedeleyen bir uygulama, artık gelenek olarak korunamaz.
Bugün düğünlerde yaşanan manzara şudur:
Para, değerini temsil etmek yerine sergilenir.
Kimin ne taktığı konuşulur.
Destek, gösteriye dönüşür.
Halit Mert’in başvurusu, tam olarak bu dönüşüme itiraz etmektedir.
Yasal Yaptırım Talebi Ne Anlama Geliyor?
Bu başvuru, “düğünlerde para takmak yasaklansın” demiyor.
Aksine diyor ki:
“Para takılacaksa, saygın biçimde takılsın.”
Zarfla verilen para da destektir.
Takı sandığına bırakılan para da destektir.
Ama iğneyle kıyafete tutturulan banknot, fiziki zarar riski taşıdığı gibi, Türk parasını itibarsız bir görüntünün parçası hâline getirir.
Bu nedenle talep edilen yaptırım, bir cezalandırma refleksi değil; koruyucu ve düzenleyici bir hukuk çağrısıdır.
Son Söz
Belki de asıl mesele şudur:
Toplum olarak biz, paraya ne kadar değer veriyoruz?
Ekonomik zorluklardan şikâyet ederken, aynı parayı düğünlerde bir aksesuar gibi kullanmamız bir çelişki değil mi?
Halit Mert’in TBMM’ye taşıdığı bu başvuru, bir kişisel hassasiyetin ötesinde; Türk Lirası’nın itibarı kimin sorumluluğunda? sorusunu hepimize yöneltiyor.
Ve bu soru, yalnızca düğün salonlarında değil, hukuk zemininde de cevap bekliyor.