19 Ekim 2022 Çarşamba günü öğleden sonra boştum. Arabama binip 20 Km. yol gittim. Bir gün önce arabamın vizesi için Belen köyüne kadar gitmiş, vize bittikten sonra da şöyle bir piyasa yapmıştım. Belen’deki petrolden az ileri gidince yeni bir petrol açıldı. Petrolü Ankaralı bir şirket açmış. Petrol Kumlucamızın en güzel yerine açılmış. Oradan Musa dağı, Adrasan koyu, Tozlu, Çerdiğin gibi geniş bir bakış açısı var. Zaten Musa dağının doğu kısmında da Olimpos antik kenti bulunuyor. Antalya’ya giderken yolun sağ kısmında manzarayı izlemek ve biraz soluklanmak için de epey geniş bir arazi var. Oraya saptım, aşağıya doğru pet şişeler dolu. Bugün gittim oradaki pet şişeleri toplayıp çöpe attım.
Petrolün sınırlarının dışında olmakla birlikte 20-30 metre uzaklıkta bir su geçidi var. Yukarıdan Eren dağından gelen sular geçsin diye. Tam su savağının üstüne bol bol çöp dökülmüş. Savağa doğru yönelmiş, indim ineceğim diyor. İlk yağmurlarla kesiğe inecek ve havamızı, suyumuzu, denizimizi kirletecek. Şimdilik sadece görüntüyü kirletiyor.
Petrol ile kesik arasındaki 20-30 metrelik yere belediye çöp konteyneri koymuş, ama konteynerin kıyısı çöplük gibi.Yukarıda “Petrol Kumlucamızın en güzel yerine kurulmuş” dedim ya. Demek ki ne anlı şanlı bir markanın temsilcisi olmak, ne de Ankara gibi bir yerden gelmiş olmak yetmiyor. Allah için petrolün çevre düzenlemesi de iyi. Ama iki adım ötesi çöplük. Böylesine eskiler, “Peynir güzel ama it derisine basılmış” derlerdi.
Oradan yol kenarına baka baka Gerçen yol ayrımına geldim. Oranın da çöplükten farkı yoktu. Karayolları bazen yol kenarını temizliyor, bazı yerlerde de “Karayolumuzu temiz tutalım” diye tabelalar var. Ama sanırım Finike Karayolları müdürlüğü bu konuya eğilmiyor. Kumlucalı bilir: Gödene yolunda Kumluca çöplüğünün yukarısında yol kenarındaki refüjlere beton gider yapıldı. Ustalarımız o betonları dökerken yol kenarındaki bütün tabelaları yerinden söküp yol kenarına koymuşlar. Ben 20 tane saydım. İş biteli şu kadar zaman geçtiği halde o tabelalar hâlâ yol kenarında duruyordu. Yahu bu devlet bu kadar zengin değildir deyip Finike Karayolları işletme müdürlüğüne telefon edip uyardım. Tabelaları alıp almadıklarını bilmiyorum. Almamış olma ihtimali büyük. Çünkü alsalar haber vereceklerdi.
Belen’deki dörtyol kavşağında vatandaşın biriyle azıcık konuştuk. Belediyenin adamlarının jet gibi geçtiğini, vatandaşın da gailesiz olduğunu söyledi. Usulen şişeleri alıp yola koyuldum.
Belki 10-15 yıldır farkında olduğum bir çöplük var. Belen’den aşağıya sallanınca sola, eski yol sapıyor. O yolun alt kısmı eskiden beri çöple ağzına kadar dolu. Eskiden Belen’e çıkınca orada birkaç işletme vardı. Lokantaya benzeyen bu işletmelerde yemek yenir, içki içilir, canlı müzik dinlenirdi. Hâlâ var mı bilmiyorum da o işletmeler çöpleri alınmadığı için yolun altındaki çalıların içine atmışlar şişeleri ve çöpleri. Doğa ana eritebildiğini eritmiş ama eritemedikleri camlar ve pet şişeler öylece duruyor.
Biraz da orada temizlik yaptım. Ama tek kişinin altından kalkabileceği iş değil. Bir araba pet şişe çıktı. Gelirken yolda iki tane de araba lastiği buldum onları da attım arabaya. Kumluca’ya geliverdim. Lastikleri ve şişeleri çöpe attık. Pet şişeleri de toplayanlardan birine verdik.
Sözün özü dostlar! Ben bu çevre işine gönül verdim. Gittiğim yerlerde bu konuda bir şeyler yapıyorum, çevreme de bunu telkin ediyorum. Yazın yaylada, Kışın Anamur’da, şimdi de burada kendi imkanlarımla ulaşabildiğim yerleri uyarıyorum. Bazıları kızabilir de. “Belediyenin işini neden ben yapıyorum?” diye düşünenler de çıkabilir. Bizim millet olarak en acınası yanımız her şeyi başkalarından beklemek. Özellikle de devletten. Bu bizi geveze yapıyor. Herkes çevrenin temiz olması gerektiğini kabul ediyor, söylüyor… Ama iş yapmaya gelince tıs. Yav elimizdeki çöpleri yere atmasak, atanları uyarsak, bir şişe gördüğümüz zaman da alıp çöpe atsak… N’olur? Hiç mi bu devletin, bu milletin ekmeğini yemedik? Dünyanın en güzel beldesinin çöplüğe çevrilmesine nasıl razı olabiliyoruz?
SOMSÖZ: ELİNİZİ VİCDANINIZA KOYUN!
Next