Dostlarımızın bazıları bilgiyi verdikçe tükenen bir meta imiş gibi düşünüyor olmalı. Bizi bu kanıya yönlendiren şey, dostlarımızın bilgi verme konusunda olabildiğince ketum davranmaları. Dostlarımızın büyücek bir kısmı da öğretmendir ha. Öğretmendir diye kazançlarını bilgi vermekten kazandıkları için söylüyoruz.

Bizde herkes kendi aklını beğenir. Başkalarına danışmak gereğini duymaz. Bilgilerin çoğu bu yüzden kısırdır. Çünkü yeni bilgiler düşünsel mücadelenin ürünüdür. Bizim dostlar, karşı çıkılacak diye düşüncelerini ifade etmekten kaçınır. Halbuki düşünceler, gördüğü mukavemet ölçüsünde sağlamlaşır ve keskinleşir.

Her insan beyni bir topraktır. Hem de uçsuz bucaksız bir arazi. Elbette toprak bire bin verir. Sular enerji kaynağıdır. Güneş, rüzgar ve petrol, insanın yıllarca çalışıp yapamadığı bir şeyi bir anda gerçekleştirecek kadar enerji üretir.

Tüm bunlara rağmen insan eli değmeyen her şey batıldır. Irmaklar bir bahçeyi suladığı zaman, bir barajı doldurduğu zaman makbuldür. Yoksa önüne geleni siler süpürür. Güneş kurutur, rüzgar savurur. Petrol ise yapış yapış. Bunları insan terbiye eder ve belli alanlarda kullanırsa yararlı olurlar.

Tüm bunlar bilgi ve beceri ile olur.

Bilgisizce yapılan işler ise hem doğayı bozar, hem de büyük zararlar verir. Bilgi, insan-insan, insan-toplum, insan-doğa ilişkilerini düzenler. Bilgisizce yapılan her hareket bu ilişkileri bozar. Söylenen söz bile.

Ataların “Ustasız usta olmaz” diye bir sözü var. Kişi ne kadar mükemmelci olursa olsun, yaptığı işi bir ustadan öğrenmezse yeterince verimli olamadığı gibi yeterince güzel şeyler de üretemez. Yaptığı iş delme takma olur. Ustaların zeka tarlasına attığı her tohum gelecekte güzel ürünler vermeye adaydır.

“Verdikçe çoğalan tek şey, sevgidir” diyordu biri. Haklıdır. Ben, biraz değişik bir şey söylemek istiyorum: Verdikçe azalmayan tek şey bilgidir.

SOMSÖZ: SİZ DE BİLGİYİ “BİTER” SANANLARDAN MISINIZ?

21 Mart 2026