Eskiden hükümet konaklarda otururdu. Adalet de adliyelerde dağıtılırdı. Son zamanlarda adalet de belediyeler de saraylara taşındı. Simidin bile saraylara taşındığı günümüzde adalet daha yüksek yerlere taşınmalı değil mi?

Acaba diyorum adalet saraylara çekilince daha tarafsız ve daha çabuk mu olacak? Sanmıyorum. Devlet öncelikle adaletin gönüllerde oluşmasını bekler. Bu da vicdan denen şaşmaz terazinin ikmali ile mümkün. Onu susturup bireylere “memleketin çivisi çıkmış” dediriyorsanız, hakları ilahi adalete havale ettiriyorsanız, adaleti de bu dünyadan sürmüş olursunuz.

Eskiden padişahlar kılık değiştirip halk arasında dolaşırmış. Şimdinin adaleti bile saraylardan dışarı çıkmıyor, çıkamıyor. Kahve coffe olunca değeri 50 liradan 150 liraya çıkıyor. Simit, tezgahtan saraya geçince değeri 20 liradan 50 liraya.

Adalet saraylara yerleşince daha mı değerli oluyor dersiniz? Halk kendi arasında dolaşan, kendisini dinleyip sorunlarına pratik çözümler üreten siyasetçilere itibar ederken saraydan dışarı çıkmayan adalete neden itibar etsin ki?

Devlet memurlarının vatandaşla yüzgöz olmamasını devlet saygınlığına halel gelecek diye hoş görebilir miyiz? Devletin vatandaşla yüzgöz olması elbette çok doğru değildir. Ancak bu kadar uzak durmasının da bir anlamı yok. Sonuçta valiler de milletin içinden çıkar.

Vakt u zamanında hanım bir sorundan dolayı mahkemeye düştü. Hakimin karşısına birlikte çıktık. Kadıncağız tir tir titriyor. İlk kez hakim karşısına çıkıyor. Hakim efendi kimlik numarasını soruyor, o bana bakıyor. 11 rakamlı kimlik numarasını ezberlemek kolay mı? Telefon numarasını soruyor, o bana bakıyor. Olay nasıl oldu diyor hakim beğ, heyecandan kafası durmuş hanımın. Ben müdahale edince hakim beğ kızdı, “Çık dışarı!” buyurdu. Ben de “Sizin dağıttığınız adaletin...” diye içimden alıp vererek dışarıya çıktım.

Adalet böyle dağıtılmaz!

Diyorlar ki avukat tutacaksın! Ben haklı olduğum halde hakkımı savunmak için avukat tutacaksam nerde kaldı adalet!... Dilekçeyi ille de avukat yazacaksa liselerde dilekçe yazmayı neden öğreniyoruz?

Cumhuriyet yönetiminde adalet de, bilim de, din de, sağlık da... saygındır. Sadece bunları dağıtanlar ve bildirenler değil, arayanlar da... Ama devlet kendisine sırtını dayayanları yani memurları saygın kişiler olarak kabul ederse o zaman hakim de, hekim de, öğretmen de vatandaşa şekil A’da görüldüğü gibi davranır. Adalet dağıtmaz, krallık taslar. Sağlık dağıtmaz, efendilik taslar. Dini bilgiler ve insan sevgisi sunmaz, dindarlık taslar.

“Devletin dini adalettir” diyenler, adaleti saraylara hapseder. Sonra? Sonra bir Abdurrahim Karakoç çıkar, “Hakim Beğ” diye bir şiir yazar. Şiir yazılır. Fantezi ise okunur geçilir. Ama gerçek ise... Etkisi yüz yılda geçmez.

SOMSÖZ: ADALETİ SARAYA KAPATIRSANIZ, ÇIKMAZ.