Eskiden radyoya çıkmak, film çevirmek, yazı yazmak, bir yerlerde sahne almak lükstü. Teknolojik gelişmeler ve özel radyoların, TV kanallarının çoğalması bu işleri lüks olmaktan çıkardı. Artık herkes yapabiliyor ve beğenilenler internet ortamında dönüyor. Yapana para da kazandırıyor. Aslında amatörlerin para kazanma endişeleri pek yok. Ama tanınmak, bilinmek, sosyal medyada bir çentik atmış olmak kişisel doyum için yeterli.
İnternet ortamında binlerce, milyonlarca içerik var. kimi şarkı söyler, kimi taklit yapar, kimi kısa videolar çeker. Kimisi de kendi bilgilerini paylaşır, tartışmaya girer. İçerikler o kadar çeşitli ki her gün yeni yepyeni alanlar oluşuyor. Hergün yeni, yepyeni kişiler boy gösteriyor. Bu ortam tam bir beyin fırtınası oluşturuyor. Orada sıradan kişilerin bile rol üstlenebileceği birçok alan var.
Orası tam bir sosyal ortam. Delisi de dahisi de, mühendisi de işsiz güçsüz dolandırıcısı da dolaşıyor. Kimisi yeteneğini göstermek istiyor kimisi boyunun ölçüsünü almak. İnsanlar yalnızlaştıkça sosyal ortamlara akmak, kendi kişiliğinden o ortamlara bir şeyler bırakmak istiyor. Doğru da yapıyor.
Bloglarda düşüncelerini paylaşanlar, kısa film yapanlar, şakalar, taklitler, sitemler... Her şey var orada. Bazıları bu ortamdan rahatsız oluyor. Bence bu ortam 20. Yüzyılın ilk yarısında şiirimize serbest ölçünün girmesi gibi bir şey. Nasıl o zaman herkes bolca şiir ürettiyse şimdi de herkes gösterecek, sergileyecek bir şeyler üretiyor. Artık içerik üretmek para ile eğitimle ilgili bir şey değil. Telefon kamerası ile üretilebiliyor. Eskiden fotoğraf çekmek fotoğrafçıların tekelindeydi. Şimdi herkes fotoğrafçı oldu. Herkes film yapabiliyor.
Tek istenen şey beğenilmek. İster yanıbaşınızdaki beğensin, ister dünyanın öteki ucunda olsun fark etmez. Üretmeye ve yaratmaya çok elverişli bir ortam. Her şey sergilenebildiği gibi yorumlar yapılarak katkı da sunuluyor. Gerçi bilen de bilmeyen de yorum yapıyor, bu da üreticileri kızdırıyor. Ama demokrasi ve beyin fırtınası biraz da budur. Ortaya çıktınızsa kimisi taş atacaktır, kimisi gül. Her ikisini de makbul saymaktır doğru olan.
Bu ortamdan rahatsız olmak yanlış. Eskiden yarışlara sadece sporcular katılırdı. Şimdi halktan nefesi yeten herkes katılıyor. Doğru olan da bu. Çünkü halk bir denizdir. O denizde sayısız güzelliğe fırsat vardır. Yeter ki yarışmaya olabildiğince çok kişi katılsın.
SOMSÖZ: BEN, UMUTLU VE SEVİNÇLİYİM.
18 Mart 2026
Next