Geçenlerde yazıp yayınladığımız “Yurdum İnsanı” adlı yazıda yurdum insanının sağlığının ne kadar bozuk olduğundan şikayet etmiş ve yazıyı “Önce de sağlık, sonra da...” diye bitirmiştik. Dostlarımdan Dr. Şahin Gümrü, sağolsun “Sigaradan sonra beslenme (obezite) konusu da hastalıklara davetiye çıkaran en önemli sorun.” diye not düşmüş. Kendisine teşekkür ediyorum.
Beslenme konusu yurdumuzda çok, ama çok, önemli bir sorundur. Okul kantinlerinde çocukların sağlığını tehdit eden birçok kırıntı gıdanın satıldığını ve çocukların bunları bayıla bayıla tükettiğini biliyoruz. Evlerde annelerin çocukların yemediğini söyleyip (kaliteli olduğunu düşündüğü) birçok gıdayı ağzına tıktığını da... Atıştırmalık gıdaların lezzetini arttırmak ve alışkanlık yapmasını sağlamak için içine birçok gıda kimyasalları eklendiğini ve reklamlarla bombardıman edildiğini de biliriz.
Bunları yapanların hiç biri sağlık konusunda yeterli bilgiye sahip olmadığını, “Can boğazdan gelir” mottosuna bağlı kaldıklarını düşünüyorum. Evet, eskiden “Can boğazdan gelir”di. Çünkü insanlar yediklerini yakıyor, yeni enerji kaynaklarına ihtiyaç duyuyordu. Bugün ise durum tersine dönmüştür. Böyle giderse “Can boğazdan gidecek”tir. Çünkü insanlar bedenen çalışmıyor, yediğini yakamıyor. Onlar da kilo olarak geri dönüyor. Bir de gıdaların sağlıksız olduğunu düşünürsek sadece kilo değil hastalık olarak da döndüğünü söyleyebiliriz.
İnsan bedeninin bağışklık sistemi vardır. Bu sistem sayesinde bedenimize giren sağlıksız gıdaları ve mikropları bir süre kaldırabilmekteyiz. Ama yaş ilerledikçe bağışıklık sistemi hasara uğramakta kıyıdan köşeden açıklar vermektedir. İşte o zaman vay halimize!... Hastalıklar, ağrılar ve öteki belirtiler yakamıza yapışmakta.
Gençliğinde her önüne geleni yiyen biri olarak ellili yaşlardan itibaren sağlık sorunları yaşamaya başladım. Bugün bir oturuşta yenen bir tabak balın, yarım kilo etin, bir kilo meyvenin ileride ne sıkıntılara yol açtığını biliyorum. Biliyorum ama hiçbir faydası yok. Ağrılar, karabasanlar, kulak çınlamaları, gözde ve damakta duyarsızlıklar... Hastalıklar, hastalıklar, hastalıklar...
Analar, babalar!...
Çocuklarımıza sağlıklı beslenmenin ve spor yapmanın yaşam kalitesini ne kadar arttırabileceğini öğretelim. Yoksa orta yaşlarda sağlık sorunlarıyla boğuşmayı öğretmiş oluruz.
SOMSÖZ: İYİ YAŞLANMANIN ANAHTARI ELİMİZDE: SAĞLIKLI BESLENME VE SPOR.
Türkçeye hediye olsun diye bazen sözcükler üretiyor, bu sözcükleri yazılarda kullanıyoruz. Bunlar tekliftir. “Şişke,” obez, “şişkelik” obezitenin karşılığı olarak teklif edilmiştir. –ge, -ke eki bir eylemden ad türetme eki olup pek işlek değildir. Bölge, yonga, süpürge, bilge gibi sözcüklerde yaşamaktadır.