Emekli dostların çoğu bir kenara çekilip sebze meyve yetiştirmeyi ya da torunlara bakmayı yeğliyor. Hâlbuki hepsi de gün görmüş, emek vermiş kişiler. Hiç hayatı kolaylaştıran yeni bir makine mühendisi, anılarımı yazayım diyen bir öğretmen, hizmet verdiği ticaret alanında deneyimlerini anlatmaya kalkan bir esnaf görmedim. Dini konularda sıratımüstakim üzre olan doğruya özendirip yanlıştan kaçındırmaya kalkan bir din adamı bile yok.

Biz Cumhuriyet kurulduğu zaman böyle olsaydık hâlâ o dönemin başında emekliyor olurduk. O dönemde hiç kimse emekli olduğunu düşünmemiş herkes bir şeyler yaparak Cumhuriyetin kalkınmasına omuz vermiştir. Sanayici ileri yaşlara kadar koşturmuş, öğretmen bir misyoner gibi mesaisine mesai eklemiş. Köylü ürününü bir an önce içeri atmak için gece gündüz çalışmış, çoban hayvanlarını gütmüştür.

Birçok sanat adamı yazmaya, çizmeye, oyun oynamaya, gazete ve dergi çıkarmaya, birçok bilim adamı yeni keşiflerini paylaşmaya devam etmiştir. Ama günümüzdeki bilim adamlarının öyle bir kaygısı yok sanırım.

Bazı dostlar, “Onlar da yorulmuştur” diye düşünebilir. Yorgunluğu anlarım. Ama bu milletin kıt imkânlarıyla yetişmiş kişilerin, parlak ve birikim sahibi beyinlerin, emekli olur olmaz, kol gücüyle yapılabilen işlere sıvanmasını anlayamam. On saat çalışıyordun iki saat çalış, şu konuda çalışıyordun, bu konuda; şu alanda çalışıyordun bu alanda çalış. Ama bildiğin işi en iyi biçimde yapmaya çalış. Çünkü artık ne seni meşgul eden toplantılar, ne iş seyahatleri, ne kazanma endişesi var. Yaşamayı öğrenmişsin, iş yapmayı ve iş yaptırmayı öğrenmişsin... Hep kendimize mi çalışacaksınız? Biraz da yöreniz, milletimiz ve insanlık için çalışınız. Bir hayır işleyiniz. Bir kuş yuvası yapınız. Bir çırak yetiştiriniz. Bir dostu ziyaret ediniz. Bir huzurevine konuk olup 50-60 yılda biriktirdiklerinizden bir çimdik bir şeyler veriniz. Gönülleri ferahlatınız, insanların içini sevgiyle ve sevinçle doldurunuz. İlle de toprak, ille de sebze meyve, tavuk köpek...

Öyle bir iş yap ki hem kendin zevk al, hem konu komşu yararlansın.

Elbette topraklarımız ekilip dikilecek, turistler ağırlanacak, hayvanlarımız beslenecek. Ama bunları yapmak için ülkenin kaliteli beyinleri, kafa yormuş kişileri olmaya gerek yok ki. Az eğitimli, az donanımlı kişiler de yapabilir bunları.

Biz, hepimiz eski şairlerin durumuna düştük. Gülden bülbülden söz etmeye devam. Sonra da milliyetçiyiz. Eller uzayı parselliyor yahu!

SOMSÖZ: SİTEM AŞİNADAN GELİR, BİGÂNEDEN GELMEZ.

15 Şubat 2026