TV izliyorum. Pahalılıktan, hırsızlıktan, cinayetlerden ve trafik kazalarından haberler veriyor. Her biri uzun birer liste. Halkımız bu çirkinlikleri izlerken gurur duyuyor olmalı. Çünkü hepsi de bizim eserimiz. Bizim yani senin, benim, onun.

Atatürk Cumhuriyeti kurarken halkın kendisini temsil edecek yönetimi seçmesi, belirleyici özellikti. Cumhuriyet yönetimi hepimize öyle öğretilmedi mi? Ama biz ne yapıyoruz? Herşeyi yöneticilere havale ediyoruz. Pahalılığın suçu da, hırsızlığın suçu da, trafik kazalarının suçu da yöneticilere. Madem biz seçtik onları, neden suç onların olsun?

Bir kazada sadece sürücü mü suçlu? Sürücüyle birlikte yola çıkanlar, hız yapıyorsa, kuralları ihlal ediyorsa uyarmayanlar, cezayı kesmeyen trafik görevlileri, deli araç kullananlara araç veren araç sahipleri... Hepsi de suçludur. Hırsız elbette suçlu da eşyasını ortada bırakıp günlerce almayan, kapısını kilitlemeyen kişinin hiç mi suçu yok?

Bir istekte bulunup işinin yapılıp yapılmadığını kontrol etmek, yapılmamışsa ihmalcinin cezalandırılmasını istemek bizim işimiz değil mi? Biri “Hayır! Bu benim işim değil” deyince yasal haklarımızı öğrenip işi yasalara uygun istemek bizim işimiz değil mi?

Bu durumda Nasrettin Hoca “Hırsızın hiç mi suçu yok?” diye sorar. Bugün devlet de yasalar yoluyla demek istiyor ki, “ Sen malını ortada bırakır, kapını kilitlemezsen hırsızın hiçbir suçu yok! Sen silahı görünce sıvışmaz da silahlı adamın üzerine yürürsen, adam öldürenin hiç suçu yok! Sen arabanı sürücü belgesi olmayan kişiye verirsen o kişinin hiç suçu yok!”

Hastaneler hasta insanlarla dolu. İlaç kutularını rastgele atanlar, çevre kirliliğine karşı sesini yükseltmeyenler, hayatlarıyla kumar oynayanlar, bana bir şey olmaz deyip risk alanlar suçludur.

Bugünlerde Kumluca’yı sel bir yandan, hortum ve fırtına bir yandan, don bir yandan mağdur etti. Sebze pasalarını kesiklere dökenler suçlu, onları görüp ses çıkarmayanlar suçlu, meteoroloji sel var, yağmur var diye uyarıp dururken kulağının üstüne yatanlar suçludur.

Boşuna ağlaşmayalım.

SOMSÖZ: KENDİMİZ EDİYORUZ, KENDİMİZ BULUYORUZ.