Türk parasının değeri sürekli düşüyor. Bizim gibi yakıtın litresinin bir lira olduğunu görenler bu düşüşe alışkın. Yeni kuşaklar da parayı kolay kazanıp kolay harcadıkları için alışırlar. Ülkemizde Türk lirasının değerini takdir etmeyen bu yüzden de dövizle yatıp kalkanlar da çok. Geçenlerde fıkra sitelerinde yeni fıkra var mı bir göz atayım dedim, Temel fıkraları bile dolarla anlatılmış. Bu, cehaletten böyle ise, ancak “mektebe giderek” öğrenilebilir. Yok, bilerek yapıldıysa milletin –yerli ve milli reklamlarına rağmen- Türk parasını iplemediğini gösterir.

Hükümet-i seniyyemiz enflasyonu düşürme konusunda pek kararlı değil. Bu yüzden paramız sürekli değer yitiriyor. Üstelik bu durum bedende dolaşan yüksek şeker gibi bütün dengeleri bozuyor. Hükümeti bozuyor, vatandaşı bozuyor, yasaları ve devlet organlarının genlerini bozuyor.

Yüksek enflasyonun hükümeti nasıl bozduğunu zaten sosyal medyada okuyor, uygulamalarından da anlıyorsunuz. Kanatlarındaki motorlardan biri bozulmuş uçaklar gibi vaat ettiği hedefine doğru uçmuyor da sürekli yalpalıyor.

Vatandaşa gelince. Vatandaş üretirken ve satarken fiyatlandırmayı uzun soluklu yapamıyor. Ev kiralarken, dükkan kiraya verirken, iş yaptıracakken önünü göremiyor. Küçük paralara güvenmiyor ve kanaat etmiyor. 20 yıl önce paradan altı sıfır atmış ve piyasaya bir kuruş sürmüş olan ülkemde bugün beş lira (eski parayla 500 kuruş), bozuk para muamelesi görüyor. Bir bardak çay bile etmiyor. Yirmi yılda Türk parası en az yüz kat değer yitirmiş. Bu değersizleşmeye, (denizler ayran, dağlar hıyar olsa bile,) cacık dayanmaz.

Bundan 40 yıl önce: Enflasyonun ekonomiyi de ahlakı da bozduğunu merhum Turgut Özal söylemişti. Erdoğan da kaç kez söyledi kim bilir. Gel gelelim, enflasyon düşmüyor. Düşmemesi de birçok kişinin işine geliyor. Çünkü hükümetimiz yaptığı ihaleleri döviz üzerinden yapıyor.

Tüm bunların üzerine bir de hükümetimiz efendimiz 20 yıl önceki bastığı 200 lirayı büyütmeyince en büyük Türk parası bir kez yemek yemeye bile izin vermiyor. İnsanlar pazara bile ceplerinde bir tomar para ile çıkacaklar. Çoğu sebze ve meyvenin kilo fiyatı en büyük Türk parasını solladı.

Somsözü bu kez Karagöz’ün unutulmaz sözüyle söyleyelim: YAR BUNA BİR EĞLENCE MEDET!