Yerel seçimlerin üzerinden 2 ay geçti. Artık “Hoş geldiniz! Beş gittiniz!” gibi beylik sözleri bir yana bırakıp sorunlarımızı konuşmanın vakti geldi. Atalar, “Erteye kalan arkaya kalır” demişler. Doğrudur. Gün geçtikçe heyecan azalır ve bir süre sonra “Nasıl olursa olsun!” demeye başlarız.

Kumluca’nın en acil sorunu çevre temizliği sorunudur. Bu sorunu çözmek pek de zor değildir. Yeter ki görevliler tam kapasite ile çalışsın. Devlete sırtını dayamış tüm memur zihniyetliler gibi saat 9’da iş başı yapıp, 10’da bir çay molası verip, 12’de öğle yemeğine gitmesinler. 8 saat yetmezse 9-10 saat çalışmayı göze alsınlar. Bu performansı göstermeyenlere kapı gösterilmelidir.

Çevre kirliliği suyumuzu, havamızı, toprağımızı ve zihnimizi de kirletmekte bunlar bize hastalık olarak geri dönmektedir. Hastanelerimizde sıra bulunmamakta, acılar çekmekteyiz ve avuç avuç ilaç içmekteyiz.

Çevre kirliliği sadece çöpten ibaret de değildir. Gürültü, görüntü kirliliği, trafik yoğunluğu ve kentteki düzensizlik de bizim ruhumuzu etkilemekte sinirlerimizi bozmaktadır.

İlçemizin ikinci sorunu köylerimizin yol sorunudur. Yollarımızın düzeltilip asfaltlanması gerekiyor. Tabii bir plan dahilinde yapılmalıdır bu.

Üçüncü sorun, bazı yerlerin iyileştirilmesi ve tam kapasite ile hizmete açılması lazım. Bir tek binanın ve alanın atıl kalmasına tahammülümüz yoktur. Zaten devletimiz köylerdeki okulları gözden çıkarmış durumda. Bazı yerlerin kapanın elinde kalması zararlıdır. Sözgelimi Düğün Salonu’nun arkasında eskiden BATAL’a ait olan bir yer vardı. Kapısı han kapısı gibi açık. İçindeki ağaçlar kurumuş. Girişindeki kulübe’nin her yanı açık. Sanırsınız sahipsiz. Kumluca Gençlik Merkezi tam kapasite ile çalışmıyor. Aşevi kaç kişiye yemek veriyor bilmiyoruz.

Dördüncü sorunumuz, kaldırım işgalleridir. Esnaf kaldırıma her şeyini koyuyor. Tezgahını da koyuyor, motosikletini de. En azından trafiğin yoğun olduğu yerlerde bu işgalleri kaldırmak, kaldırılamıyorsa bile hafifletmek mümkündür. Buralar neresidir derseniz, doğusu, Hastane Caddesi’ndeki Karasin Sokak’tan Buğday Pazarına giden yol kavşağındaki ışıklar. Batısı, Küstür Petrol’den aşağıya inen yoldaki kontrolsüz kavşak. Güneyi Düğün Salonu’nun üstündeki Üniversite Sokak. Kuzeyi de Hükümet Konağı’nın önünden geçen Kiremithane Sokak olabilir. Ya da 100 metre kadar yukarıda Salih Gürkan Camii’nden gelip Kaymakamlık lojmanının önden geçen ve doğuya giden sokak da olabilir.

Bu dikdörtgen içindeki kaldırım işgalinin ve sokaklara araç park edilmesinin önüne geçmek gerekir. Yoksa kentin hem araç trafiği hem da yaya trafiği dayanılmaz hale geldi.

Pazaryeri’nin de bir hale yola konması gerekiyor. Belli bir yerden içeriye sadece engelli araçlarının girebilmesi, park yerlerinde park etmenin ücretli olması lazımdır. Bir yangın çıksa birçok insan cayır cayır yanabilir. Oradaki esnaf bu tür doğal afetlere karşı uyarılmalıdır.

Vatandaş bir yer kullanıyorsa bunun bedelini ödemelidir. Kimsenin, kimsenin hakkına tecavüz etme lüksü yoktur. Kentimizin yaşanabilir bir kent haline gelmesi hepimizin lüksümüzden fedakârlık yapmasına bağlıdır.

Bu sorunlar kısa vadede çözüm üretilmesi gereken sorunlardır. Yeri geldikçe öteki sorunlara da değinilecektir.

SOMSÖZ: KOLAY OLAN, ZORDUR.