Asık suratlı bir hayat ne kadar tatsız olurdu? Bu yüzden mizah üretenlere saygı duyarım. Hele hayata hep mizah penceresinden bakanlara...
Elbette hayat yolu inişli çıkışlıdır. Hayatımızda düğünler olduğu kadar yaslar da önemli yer tutar. Ama hayatı çok ciddiye alanlar bana soğuk gelir. Çünkü sonuç her zaman, “bir varmış bir yokmuş”tur.
Mizahın o kadar çok çeşidi var ki. İnsan bir sözle, bir hareketle, bir düşünce tarzı ile gözü yaşlı olsa bile gülmeye başlar.
Aziz Nesin, “İzahı olmayanın mizahı olur” demişti. Doğrudur ve hayatta çok rastlanır böyle durumlara. Hem de hepimizin hayatında olduğu için mizah bizi sarıp sarmalar ve kendi dünyasına çeker.
Dilimizde “mizaha sığınmak” diye bir kavram da var. İnsan çok sıkıştığı zaman mizah onun kaçıp kurtulacağı bir arka kapı görevi yapar. Ama bunu mizaha yatkın olan kişiler becerir. Yoksa ham ervahlar mizahın tadını ve işlevini bilmezler. “Nükte, yüksek ruhlarda açan bir çiçektir: Odunlar çiçek açmaz” demişti bir hoca.
Mizahın çok çeşidi var dedik. Duvar yazılarından mizah romanlarına, komedi filmlerinden pandomim tiyatrosuna varıncaya kadar geniş bir yelpaze. Karikatürleri söylemedik bile. Ben fıkraları severim. Çünkü fıkralar dindarı da dinsizi de, yoksulu da cimriyi de, hovardayı da sarhoşu da oklarının hedefine koyar. O kocaman bir havuzdur. Tüm mizah meraklıları oraya bir şeyler ekler, oradan bir şey alır. Onlar güldüren aynalar gibidir. En ciddi konuları bile gülümseterek aktarır.
Mizah zamana ve mekana meydan okur. Sadece zamana ve mekana değil, işsizliğe, yoksulluğa, yaşlılığa, hastalığa, esarete, açlığa... İnsanlar arasında kötü bilinen ne kadar şey varsa mizah onların düşmanıdır.
Karadeniz’in insanı türkülerinde bile mizaha sığınmayı bilir. Atmalar mizahın zirvesidir. Son zamanlarda pek ürün vermese de siyaset de nasibini alır mizahtan. Siyaset bu kıtlık yüzünden tatsız tuzsuz bir alan oldu. Herkesi yakından etkileyen bu alanın mizaha yasak olması siyasetin kalitesini düşürüyor. Var mı televizyon kanallarımızda siyasi mizah? Yok. Tam takır, kuru bakır.
Sarı sıcakta tarlada çalışırken, sırtında çuvalla toprak çekerken mizah yapan insanlar tanıdım. Savaş ortamlarında, kıtlıkta insanların sığınacağı en sağlam kale mizahtır.
Mizah hapşırık gibidir. İnsan hapşıramazsa karnı şişer. Hastalıkları artar.
Mizahın en kullanışlı yanı her yere girebilmesi, her ortamda müşteri bulabilmesidir. Serbestçe üretilemiyorsa yer altına da iner. Adam açık açık söyleyemediği şeyleri kaş göz işareti ile bile anlatır. Ve o, açık açık söylemekten çok daha kalıcı olur. Boşuna “Bir ima, bin mana” dememiş atalar.
Mizah, yıkıcıdır. Bu yüzden siyasiler çok korkar mizahtan. Dinamitin, bombanın etkisi bir anlıktır. Mizah ise her gittiği ortamda beyinlerde kalıcı etkiler yaratır. Birçok arkadaşımı yaptıkları esprilerden hatırlamam boşuna değil.
Her nükte insan zekasından damıtılmış bir bal damlasıdır. Zekaya da, ruha da iyi gelir. İnsanın zekasını açar. İnsanı hafifletir ve rahatlatır.
Mizahtan anlamayan kişilerden uzak durun!
SOMSÖZ: GÜLMEK İÇİN SEBEP ÇOK.