Gençliğimde bir yazı okumuştum: Yazar orada “birazcık az yesek yiyecekten, zamandan kazanabileceğimizi; kilodan ve fazla yemenin getirdiği hastalıklardan uzak durabileceğimizi” söylüyordu.
İnsan hayatın içine girmeyince fark edemiyor. Dindarı dinin bütün vecibelerini yerine getirmeye çalışan, zenginliği zengin gibi yaşayan, demokratı demokrasinin gereklerini toplumda yerleştirmek için çalışan kişiler olarak düşünüyor. “Okumuş insan aklını kullanır, işine titizlenir, kendi alanındaki her şeyi merak eder” diye düşünüyor sözgelimi.
Ama hiç de söylendiği gibi değil bunlar.
Zengin de sigaradan uzak durmalı okumuş da dindar da. Akıl bunu emreder. Ama hayır. Küçük küçük takıntılar yüzünden herkes bir fetva verip işi kılıfına uydurabiliyor. Söz konusu olan sizin kutsal olan sağlığınız beyav.
Bazı yerler görüyorum. Özellikle insanların öbeklendiği bu yerler ağzına kadar izmaritle dolu. Yav diyorum, insanlar her halde burada toplu intihar eylemi yapmışlar.
Trafik kuralları için de aynı şey söylenebilir. Yol ayrımında bekliyorum. Sanıyorum vatandaş dosdoğru gidecek. Bir de bakıyorum, sinyal falan vermeden bulunduğum ayrıma sapmış. Sinyal vermek sanki zormuş gibi. Halbuki siz sinyal verirseniz karşınızdan gelen de ardınızdan gelen de sizin hareketlerinizi daha doğru tahmin eder ve kaza daha az olur. İki adım daha gitse aracını yana çekecek, ikinci sırayı yapmayacak. Ama ikinci sırayı yapıyor ve trafiği öyle bir aksatıyor ki… Ondan sonra gelen bütün arabalar risk alıyor. Hem de bunu yapan Antalya’nın, İstanbul’un kent merkezinden gelmiş, okumuş yazmış kişi.
Dün kaldırımda motosikletle hızla giden birine “Biraz yavaş ol kardeşim!” dedim. Adam üzerime yürümeye kalktı. Düşünebiliyor musunuz hem kaldırımdan motosikletle, ters yönde gidiyor, hem de hızlı gidiyor. “Biraz yavaş!” diyen yurdum insanının da üzerine yürüyor.
Biz uygarlığı paraya pula indirgemiş bir milletiz. Halbuki uygarlık kurallara uymaktır. Sırasını beklemek, başkasını rahatsız edecek davranışlardan kaçınmak, hakka riayet etmek, hakkına razı olmaktır. Bir yerde uygarlık yoksa ilkellik vardır. İlkellik de huzur değil kaza bela getirir. Trafik kazalarından, çevre sorunlarından, saygısızlıktan hepimiz zarar görüyoruz. İnsanların işini savsaklamasından, apartmanda yaşama kurallarına uymamasından kim zarar görüyor?
Kötü paranın iyi parayı kovduğu gibi kötü niyetli insanlar da iyi niyetli insanları susturuyor. Öyle ki yasaların bekçisi olan adliyeyi ve kolluk güçlerini bile kötülüğü görmezden gelmeye mecbur ediyorlar.
Sonunda ben bile anladım:
SOMSÖZ: TUZ KOKUYOR BEYLER TUZ!