Kişiliğimizi oluşturan öğelerin önemli bir kısmı okuduklarımız, dinlediklerimiz, gördüklerimiz ve düşündüklerimizdir. Bunlardan okuduklarımız ise ya bir yazanın ya da bir ozanın eseridir.
Herkesin zihin ve ruh dünyası kocamandır. Oraya binlerce GB’lik bilgi yükleyebilirsiniz. O bilgileri paylaşır ve çoğaltabilirsiniz. O bilgiler kıldan ince kılıçtan keskince becerilere dönüşüp herkesi zenginleştirecek birer dünya yaratabilir.
Güzel bir söz, anlamlı bir cümle gördüm mü heyecanlanıyorum. Belki ben güzel şeyler söyleme yeteneğine sahip değilim. Ama yazanların ve ozanların varisiyim. Yarattıkları güzel şeylerin tümünü beğenebilir, yayabilir, yepyeni olanların mücadelesini verebilirim. Üstelik sınırlarım öykü ve romanla da sınırlı değil. Oyunların ve senaryoların, gazete ve dergi yazılarının, bir fıkranın ve atasözünün de varisiyim ben. Onlarla gururlanma hakkım sonuna kadar saklı.
Bunlara bir şey ekleyebilsem, bir tek kişiyi gülümsetebilecek bir şey söyleyebilsem o bile yeter. Sayısız insan bu güzelliklerden habersiz yaşıyor. Sayısız insan sadece boğazı dolusuna yaşıyor. Halbuki her hayvan karnını doyurma ve neslini sürdürmeden başka bir şey düşünmüyor. Sadece insan geçmişle ve gelecekle iç içe yaşıyor. Sadece insan hayal kuruyor. Dolayısı ile güzellik peşinde koşan tek varlık insandır. Güzel bir espri, güzel bir düşünce, güzel bir söz için insanın yapmayacağı şey yok.
Ne güzel söylüyor Peygamberimiz? “Ya öğrenen ol ya öğreten… Üçüncüsü olma helak olursun. Öğrenmek de öğretmek de güzel. Her yaşta ve her yerde güzel.
Bildiğiyle amel etmek güzel, onları paylaşmak güzel.
SOMSÖZ: TANRIM SİZİ GÜZEL İNSANLARLA VE GÜZELLİKLERLE TANIŞTIRSIN! GÜZELİ ÇOĞALTANLARDAN EYLESİN!