Son zamanlarda ortalık toz duman içinde. Tam anlamıyla “At izi it izine karışmış” durumda. Gençler, emekliler, memurlar, esnaflar… Yurdum insanının çoğu siyasete karşı ilgisiz. Seçmenlerin yüzde kaçı sandık başına gidip, oylarını (yani düşüncelerini) belirtecekler bilmiyoruz. Ama siyasete bu kadar sırt dönmek toplum için akıllara zarar.
Siyaset toplumun ortak çıkarları üzerinde zihin jimnastiği yapmak için herkese lazımdır. Ama bizde siyaset de siyasetçi de kirli kabul edilip uzak duruluyor. Gerçekten de siyaset de siyasetçi de kirli sayılıyor bizde. Halbuki bu durumun sorumlusu biziz. Biz doğru insanlar, biz temiz insanlar siyasete sırtımızı dönersek elbette siyaset meydanı da kirlenecektir. Siyasetçi de yanlış yapacaktır.
Siyasetçi hep kendine yontuyorsa, toplum çıkarlarını değil yandaşının çıkarlarını gözetiyorsa, yalan söylüyorsa, uzun vadeli çıkarlarımızı kısa vadeli popülist siyasete tercih ediyorsa… Bunun suçlusu biziz.
Siyasete atılın demiyoruz. Siyasetçilerin peşinde koşturun da demiyoruz. Ama oylarınıza sahip çıkın. Siyasetçiye sırtınızı dönmek yerine onlara kısa, orta ve uzun vadeli planlarının ne olduğunu sorunuz. Düşüncelerinizi söylemekten korkmayınız. Partiniz varsa –ki olmalı- toplantılarına katılınız. Bunları yapmıyor da sadece şikâyet ediyorsanız, her türlü yolsuzluğa, yoksulluğa, işsizliğe, zillete… razısınız demektir.
Siyasete kalite gelmesi için kaliteli insanların siyasete girmesi gerekir.
SOMSÖZ: SİYASETİ BOZAN KÖTÜ SİYASETÇİ DEĞİL, ONA ŞAŞI BAKAN İYİ VATANDAŞLARDIR.